Süleymani ölümü hak etti mi? / Ya sonrası

“Kasım Süleymani insanlara uzun süre işkence etti… Ve biz bu savaş suçlusunun ölümüne sevinirken, bir devlet savaşı olasılığına (ABD devlet terörü ile İran devlet terörü arasında) karşı muhalefetimizi de güçlü biçimde ilan ediyoruz.”

İran’lı anarşistlerin Süleymani’nin öldürülmesiyle ilgili bu yorum, O’nun siyasi ve askeri kimliğiyle ilgili önemli bir profil çiziyor.

Süleymani’nin ölümü hakettiğini yazmıyorlar; seviniyorlar.

Buna Kerkük referandumu sürecinde Süleymani’ye bağlı Heşdi Şabi güçlerinin Kürdistan’a karşı koyduğu askeri ablukayı hatırlatmak istiyorum.

ABD/İran savaşı kıskacında öldürüldü Süleymani.

Ayetullah Hamaney bir ay önce, Trump’ın tehditlerine karşı, ABD’nin kendilerine hiçbir şey yapamayacağını beyan etmişti.

Sonrasında, gelişmeler satranç oyununa döndü.

Bağdat’da ABD Büyükelçiliğinin işgalini azmettiren adam Süleymani’ydi.

Bu, ABD’nin kanayan yarasına tuz basmak gibi birşeydi;

Çünkü, Kasım 1979’da Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’nin işgalinde, 52 Amerikalı 444 gün zorunlu iskana mecbur bırakılmışlardı.

Trump’ın son tehdidinde, İran’a ait 52 hedefi vuracaklarına dair tehdidi, 1979’da rehin alınan 52 Amerikalı’nın intikamına işaret ediyor ve sanki  arka plandaki CIA’ya bağlı binlerce “bilim oda”sı, sosyal psikolojik savaşa dair önermelerde bulunuyorlar.

Dahası, haber ajansları, Süleymani’nin ABD’nin Ortadoğu’daki varlığına son vermek için son toplantısını, öldürülmeden önce, Bağdat’da yaptığını haberleştirdiler.

Bu açıdan bakıldığında, Süleymani’nin öldürülmesi, ABD’nin ve İran’ın dünyanın birçok bölgesinde, güçleri oranında yürüttükleri savaşın doğal bir sonucu değil mi?

O’nun öldürülmesinin İranlı anarşistleri, Kerküklüleri, İran halkını, baskı ve teröre karşı olanları sevindirmesi de doğal değil mi?

İran’ın Ankara Büyükelçiliğinin aktardığına göre: “Şehit Süleymani’nin yokluğu derinden üzüyor. İran halkı, sizin ve Rehber’in (Hamaney) öfkesinin farkındayım” diyen Erdoğan ise, devlet terörü adresine dair bir açıklama olarak, başka bir perspektif sunuyor.

Sıralamak istemiyorum, ancak Süleymani’nin cezalandırılmayı haketmediğiyle ilgili veriler bulmanın zor olduğunun altını çizmek istiyorum.

Tarihe düşülecek notlardan biri: Cezalandırma doğru/cezalandıran adres yanlış.

Cezalandırma hakkına sahip güçlerin mevcut durumda yaptırım gücünün olmadığı bir alanda, daha üstün silah gücü olanlar devreye girdiler.

Ancak Süleymani’nin öldürülmesi İran’a karşı yeni bir savaş ilanı oldu ve şimdiden hesaplanmayacak, güçlerin yer değiştirmesini birlikte getirecek, yangın büyüyecek, trajik yeni hesaplaşma alanları doğuracaktır.

Bu öldürme, caydırıcı olması açısından önemli.

ABD, bundan sonra askeri güçlerine karşı, İran ekseninde yapılacak saldırıların önünü kesmek için caydırıcı bir hamle yaptı.

Pompeo’nun Süleymani’nin öldürülmesiyle, ABD’li birçok vatandaşın öldürülmesinin önüne geçildiğini belirtmesi, basit bir gerekçe olarak görülmemeli.

Trump’ın İran’ın “çok hızlı ve çok sert bir şekilde“ vurulacağını söylemesi, bölge halklarının, sahnedeki iki aktör ABD/İran çatışmasının yükünü çekeceklerine işaret ediyor. Şüphesiz bu vaka, İran’da Mollalara bağlı güçlerin yıkıcı öfkesine yol açacak.

Ancak İranlı kaynaklar, İran’ın ikinci güçlü adamı Süleymani’nin öldürülmesinin, halk tarafından cezalandırılmamasına rağmen, halk kitlelerine güç vereceğini belirtiyorlar.

Kısa vadede, Molla rejimine bağlı güçleri kenetlenecek; ancak tarih, orta vadede halk kitleleri motive edecek, uzun vadede İslami rejimin yıkılmasına yol açacak gelişmelere işaret ediyor.