Sürgün edilen çift: Düşüncelerimiz de bizimle

Türk illerine sürgün edilen 264 öğretmenden Saliha ve Samet Zorlu çifti, sürgüne rağmen düşüncelerinden vazgeçmeyeceklerini vurguladı.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ‘zorunlu tayin’ adı altında yapılan sürgünlerle eğitim emekçileri üzerinde baskılar artarak devam ediyor. İktidarın sıkça dillendirdiği aile bütünlüğünü koruma söylemine rağmen söz konusu muhalifler olunca her şey bir kenara bırakılıp evli çiftler bile farklı kentlere sürgün ediliyor. Amed’de KHK kapsamında daha önce açığa alınan 4 bin 400 öğretmenden 180’i meslekten ihraç edildi, diğerleri ise görevlerine iade edildi. Görevlerine iade edilen ve haklarındaki soruşturma devam eden Eğitim Sen üyesi 264 öğretmen il dışına sürüldü. Amed’de görev yapan eğitim emekçileri Saliha ve Samet Zorlu çifti de yerlerinden edilerek farklı bölgelere sürgün edildi. Zorlu çiftinin 2 çocukları için nasıl bir yöntem bulacağı ise henüz belli değil.

 

Mücadelenin bedeli var

Sürgün politikalarına tepki gösteren Edebiyat öğretmeni Saliha Zorlu, ”Eğitim emekçileri AKP faşizmini teşhir etme konusundaki tarihi misyonu üstlendi. Faşizm yönetimlerinde demokrasi, özgürlük talep etmek zordur ve biz, bunun bilincindeyiz. Ancak bu dönemde verilen emeğin de bir değeri vardır. Biz buna uygun çalışmalar yürüttüğümüzü düşünüyoruz” diye konuştu. Demokrasi mücadelesi vermenin bir bedeli olduğunu anımsatan Zorlu, bu bedelin bugün kendilerine sürgün olarak düştüğünü vurguladı. 

Sürgünün bir tehcir politikası olduğunu kaydeden Zorlu, bunu kabul etmelerinin mümkün olmadığını sözlerine ekledi. ”Bu aynı zamanda Şark Islahat Planı zihniyeti; bir yerinden etme politikasıdır” diyen Zorlu, bu durumun kendilerinin şahsi bir meselesi olmaktan çok öte olduğunu belirtti. Eğitimcileri ıslah etme planının devreye sokulduğunu ifade eden Zorlu, demokrasi mücadelelerinin sonuna kadar devam edeceğinin altını çizdi. 

İki ayrı kente sürgün

Kendisinin Amasya’ya eşinin de Niğde’ye sürgün edildiğini aktaran Zorlu, ”Bu açıkçası benim için çok bir şey ifade etmiyor. Sürgün politikasının kendisi bu kadar hukuksuzken, eşlerin ayrı yerlere gitmesi ayrı bir sorun. Aile bütünlüğünden en çok bahseden bir iktidar ama böyle bir politikayı da çok rahatlıkla izleyebiliyor” dedi.

Sendikal faaliyetlerinin bahane edilerek sürgün edildiğini söyleyen Zorlu, gidip gitmeyeceği konusunda henüz karar vermediğini belirtti. Zorlu, ”Gitsek dahi biz düşüncelerimizi burada bırakıp gitmeyeceğiz. Gideceğim yere düşüncelerimi de götüreceğim. Beni bugünden sonra bu politikalarla ıslah edemezler. Biz ömrünü savaş ortamlarında geçirmiş insanlarız. Demokrasi talebimiz yeni bir talep değil” diyerek, sürgün edilmelerinin bir şeyi değiştirmeyeceğini kaydetti.

 

Can güvenliğimiz olmayacak

Coğrafya öğretmeni Samet Zorlu ise Niğde’ye sürgün edildiğini belirterek, Türk kentlerine yapılan sürgünlerde linç girişimiyle karşılaşılabileceğini ve can güvenliklerinin sağlanmayacağından endişe duyduklarını söyledi. Faşizmi sıkıştırdıkları için kendilerine böyle bir yönelimin olduğunu vurgulayan Zorlu, ”Böyle bir politikayla karşılaşmışsanız faşizmi köşeye sıkıştırmışsınız demektir. Yoksa hiçbir şeye karışmadan yerinize oturursanız, hiç kral çıplak demezseniz, yanlış yönetilen eğitim politikalarını eleştirmezseniz zaten iktidarın size yöneleceği falan olmaz” diye konuştu.

Sürgün listesinin nefretle hazırlandığını vurgulayan Zorlu, eşinin ve kendisinin farklı yerlere sürgün edilmesinin bunun kanıtı olduğunu sözlerine ekledi.


Sürgünle terbiye çabası

Amed’de faaliyet yürüten 6 sivil toplum örgütü, Eğitim Sen üyesi öğretmenlerin sürgün edilmesini kınayarak, kararın Şark Islahat Planı ve mecburi iskan politikalarının günümüze dair bir izdüşümü olduğunu vurguladı.

 Amed Barosu, İnsan Hakları Derneği (İHD), Tabip Odası, Mali Müşavirler Odası, TİHV Temsilciliği ve Hak İnisiyatifi, Kürt illerinde görev yapan eğitim emekçilerinin başka illere sürgün edilmesine ilişkin Amed Barosu Adli Yardım Binası’nda basın toplantısı düzenledi. Sivil Toplum Örgütü (STÖ) temsilcilerinin katıldığı açıklamada katılımcı kurumlar adına hazırlanan ortak  metni Baro Başkanı Ahmet Özmen okudu. Urfa’da 367, Amed’de 264, Mardin’de 112, Dersim’de 62, Van’da 47, Elazığ‘da 72, Antep’te 52 olmak üzere yaklaşık bin eğitim emekçisinin sürgün edildiğini söyledi. Sürgün edilen öğretmenlerin tamamına yakınının OHAL KHK’si ile açığa alınıp daha sonra görevine iade edilen öğretmenler olduğuna dikkat çeken Özmen, sürgün edilen öğretmenlerin ezici çoğunluğunun Eğitim Sen üyesi olduğunu vurguladı.


Sürgünle terbiye çabası

Sürgün edilen birçok öğretmenin siyasi, ekonomik ve ailevi sebeplerle istifaya zorlanmaya çalışıldığına dikkat çeken Özmen, şöyle devam etti: ”Öğretmenlerin sürüldüğü şehirlerin bilinçli seçildiği dikkatlerden kaçmamaktadır. Sürüldükleri yerlerde teşhir edilerek meslek hayatlarını sürdürmeleri dayatılmaktadır. Bu dayatma sürgün edilen öğretmenlerin üye oldukları sendika veya politik duruşları nazara alındığında bir tür cezalandırma ve aynı zamanda onları gittikleri şehirlerde hedef haline getirip fişleme amacı gütmektedir.” 

Öğretmenlerin yerlerinin zorla değiştirilmesinin, geçmişte uygulanan Şark Islahat Planı ve Mecburi İskan politikalarının günümüze dair bir izdüşümü olduğunu ifade eden Özmen, ”Cumhuriyet tarihi boyunca Kürtler bilhassa sürgün edilerek ‘terbiye edilmeye’ çalışılmış, günümüze kadar da etkilerini gösteren bu uygulamalar karşısında toplumsal barış sürekli bir biçimde zedelenmiş ve netice olarak Kürt toplumunda onarılması güç yaralar açılmıştır” diye kaydetti.  


 AMED