Suriye derken Irak Kürdistanı da Erdoğan’ı bıraktı

Öyle bir durum oluştu ki, önce cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tepkisini mi öne alayım, yoksa AKP Diyarbakır milletvekili Galip Ensarioğlu’nun yaklaşımını mı, ben de bilemedim. Ya da şöyle mi yaklaşsam, Kürt konusunda Erdoğan’ın en güvendiği kişi Mesud Barzani’ydi ama önceki gün kendi ulusunu düşünerek bir halk oylaması kararı aldı ve Erdoğan’ı yolda bıraktı…

Esasında Mesud Barzani’nin böyle bir karar alacağı belliydi, önünde sonunda Irak Kürtleri kendi kaderlerini tayin haklarını ortaya koymak için bir oylamaya gideceklerdi ama tarih henüz belli değildi… Kürtlerin bu halk oylaması sonucunda şöyle bir algı ortaya çıkmasın, oylamadan Irak’tan ayrılma kararı çıkarsa, Barzani, Talabani ve diğer gruplar ertesi gün ayrılıp devlet kuracak ya da federasyonlarını açıklamayacaklar. Buradaki amaç, daha doğrusu benim anladığım kadarıyla, bu karar da cepte dursun kararıdır. Irak Kürtleri Irak’tan ayrılma kararını alıp, Birleşmiş Milletler’in önüne koyacak. Ortadoğu’daki gelişmelere göre ileride alacağı tavrını belirleyecek. Ama en azından hem Birleşmiş Milletler hem de ABD dahil olmak üzere bütün dünya böyle bir karar olduğunu bilecek…

Bu doğru bir karar mıdır, değil midir, bunu tartışmak bana düşmez, ancak bu konuyu tartışanların görüşlerine yazılarımda yer verebilirim ya da karşısındaysam ülkenin, daha doğrusu Irak Kürtlerinin kendi kaderlerini tayin hakkına saygı duyarak susarım. Bu benim yıllardır tartıştığım bir konudur ve Türkiye Kürdistanı için de aynı düşünceye sahibim.

Erdoğan böyle bişey bekliyor muydu, bence Barzani’yle bu kadar sık görüştüğüne göre biliyordu ve daha da önemlisi Barzani’yi aksine ikna edemedi. Bir olasılık tarihini bilmiyor olabilir. Türkiye olarak öyle bir konumdayız ki, her gün yeni bir ülke ve o ülkeyle sorun ya da değişik kararlar alınmış ve şaşırmış bir şekilde buluyoruz kendimizi. Arap ülkeleri Katar’ı terörizmi destekleyen ülkeler konumuna sokarken, Erdoğan konunun arkasını çözemediğini ama Katar’ın arkasında duracağını açıklayarak, Türkiye’nin de terörizmi destekleyen ülkeler içinde olduğunu açıklıyor…

Barzani Kürt sorununun Erdoğan’ın yaklaşımıyla çözülemeyeceğini gördü bence ve Erdoğan’ın yanında durmaya devam ettiği taktirde söz sahibi olamayacağını anladı. Barzani’nin siyasi duruşuna karşı çıkmak ayrı bişey, onu bu tartışmaların içinde kabullenmek ayrı bişey. Her zaman söylediğim gibi nasıl Türkiye’de Kürt sorunu artık sadece PKK ve silahlı kuvvetler olarak alınmayacaksa, Suriye, Irak ve İran Kürtlerinin geleceği de artık coğrafyasında bulundukları ülke devletlerin hükümetleriyle konuşarak çözülmeyecek. Sadece Barzani değil, herkes dünyada yaptığı görüşmelerde tek yanlı değil, Ortadoğu’daki bütün Kürdistan’ı düşünerek konuşmak ve çözüm önerileri getirmek zorundadır. Bunu hepsinin tek ülke durumuna gelmesi anlamında söylemiyorum ama bu tarihten sonra Barzani, PYD lideri Salih Muslim’in Fransa sarayında eski cumhurbaşkanı Hollande ile görüşmesini irdelemeden adım atamaz. Bu PKK’nin yaptığı görüşmeler ve geldiği nokta açısından da önemlidir.

Yazının başında da yazdığım gibi referandum sonucunun Kürtlerin lehine gelişmesi durumunda Barzani ayrı bir devlet açıklamayacak ama dünya dengesi içerisinde kendi durumunu demokratik bir biçimde açıklar hale gelecektir.

İşte bütün bunlardan dolayı ABD bu karar üzerine yaptığı açıklamada halkoylamasının yapılması gerektiğini, bunun Kürtlerin kendi kaderlerini tayin hakkıyla bağdaştığını açıkladı. Ama her zamanki gibi Erdoğan bu duruma da tavır koydu ve yine “İzin vermeyiz…” gibi açıklamalar yaptı… Oysa belki de ilk kez parti içinde muhalif bir ses çıktı. AKP milletvekili Galip Ensarioğlu önceki gün yaptığı açıklamada “Erbil ile Bağdat arasında yaşanan sorunların sonucu olarak bağımsızlık hakkı ortaya çıktı. Kürdistan’da yaşayan halk buna karar verir. Herkese de düşen buna saygı göstermektir. Irak Kürdistan bölgesinin bağımsızlığı Türkiye ile ilişkilere zarar vermeyecektir. Çünkü, Kürdistan bölgesinin Türkiye ile iyi ilişkileri var.” dedi. Bundan sonra bekleyeceğiz, AKP içindeki bu tartışma Erdoğan’dan yana mı gelişecek, yoksa Ensarioğlu’nun dediği biçimde Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı üzerine mi, dediğim gibi bekleyeceğiz…