Tanımadığım Devrimci’nin anısına

Hiç tanımadığım bir devrimciyi yazacağım, Saygı duyduğum arkadaşım ve O’nun zamane yoldaşlarından birinin sohbetinden sonra, yaşam karelerini tanıdığım, devrimci komünist Bayram Namaz’ın duruşunu, inadını ve yüreğinde saklı davayı sevdim.

Ve sonrasında, Ziya Ulusoy’un “Bayram yoldaş“ ile başlayan yazısını okudum. Bayram’ın devrimci yaşamının duraklarını görüntülemiş. Kalleşçe bir pusunun Rojava’nın sömürgecilikten arındırılmış topraklarında, aramızdan alıp götürdüğü Bayram’ı/Baran Serhat’ı yazmak istedim. Yazamadım.

Barman’a Rojava’da yoldaşlık eden ve O’nu bana anlatan ve hafızamda idealler ve sosyalist davaya dair bir saygı tufanı oluşturan arkadaşıma gittim. O, Bayram’ı anlattı ve böylece bu kollektif kısa yazıyı kaleme alabildim:

Dalganın sürüklediği sıradan biri değil, devrimci kasırgaya alışık, Türkiye’deki son siyasi savunmasını Kürtçe yapan, Deniz, Mahir ve İbrahim’in dili olduğu için, Türkçe savunma yapmayı da unutmayan, ırmağı sonuna kadar yüzmek üzere yola çıkan, ender bir dava adamı.

Kitaba sığmaz, ifadesinin kökleri Paris Komünü’ne uzanan hümanizmanın, kendi örneğinde,Türkiye’den Rojava’ya göç eden devrimci inadının temsilcisi oldu Baran Serhat.

Baran, sıradanlığa sığmayan yüreği devrim mefkuresi dolu, önder bir şahsiyet.

Arkadaşım kampta ve orada Kobanê’deki savunmada, Rojava ile Türkiye devriminin enternasyonalist bileşkesini temsil ederken yaralanan ve Kuzey Kürdistan’da tedavi gördükten sonra, Rojava’ya geri dönen genç bir devrimciyle tanışıyor.

Baran, başka birini de “Avaşin“ olarak tanıtıyor. Arkadaşım, bakınca, Avaşin’in, Duisburg’dan Rojava mücadelesine katılan İvane Hoffman’ı görüyor, kucaklaşıyorlar.

Rojava’daki devrimci güçleri tarafından kamplaştırılan ve eğitim kampına dönüştürülen bir MLKP kampının komutanıydı.

O’nu bu kapta ziyaret eden ve Baran’ı aktaran arkadaşım, bu konağa iki gün boyunca misafir olmuş.

Partisini temsil eden, tecrübeli, Türkiye ve Rojava devrimlerinin kopmaz ilişkilerinin ateşten parıltı yüklü. Yüreği, uğruna mücadele ettiği davanın misyonuyla yüklü. Kampa dönüştürülen konağın meydanında, onlarca gence tecrübelerini aktarıyor.

Tanıdığı yoldaşları geliyor, gidiyorlar yeni bir nesiller mücedeleye ortak olmak üzere Rojava’ya konuk oluyorlar.

Türkiye-Rojava devrimci hatının önemli adreslerinden biri, aynı zamanda Baran Serhat’ın komutanı olduğu kamp.

Ve Baran Serhat, saygın bir adam.

Kamp’ı terkedenleri kucaklıyor. Arkadaşımın ondan son duydukları;

“Başaracağız ve zafer günü yeniden buluşacağız!”

Mücadeleye onur kazandıran adam.

Kalbi devrim için çarpan Baran, kamptan ayrılanlara, ilişki adresi veriyor. Gidenlere, geleceği onlarla birlikte inşa edeceklerini unutmamalarını tavsiye ediyor.

Tarih yapılır. Baran’ın anısına, bir devrim karesinin tarihi öğreniyorum.

Devrimci olmak, dava adamı olmak, fedakar olmak; yaşatmak için yaşamak olmak.

Dinlerken, arkadaşımın Baran’a dair satırlarını okurken, öğrendiklerim bunlar.

Kahraman adamlar sadece roman sayfalarında saklı değil.

Devrimci hümanizma nasıl yaşar, insan nasıl dik durur?

İnsan gittikten sonra, tarih sayfasına nasıl silinmez iz bırakır?

Bunları sembolize eden son örneklerden birinin Baran Serhat olduğunu öğreniyorum.

O’nu alıp götüren kalleşçe pusu haberini okuyan arkadaşımın yüz hatlarından, sadece hüzün okumadım.

Güç gördüm; Ulaşılması zor bir devrimci sevgi ve dava adamı olmanın vakur izlerine şahit oldum. Ve bundandır, hiç tanımadığım bir devrimciyi anmak için yazmaya başlamam.

Anısı önünde eğiliyor ve unutmuyorum.