Tarihi yanılgı tiplemeleri

Erdoğan Cumhurbaşkanı oldu. Davutoğlu’da Başbakan.

Ve sonrasında, Atalay’ın yerine "çözüm sürecinden sorumlu" atanan Yalçın Akdoğan.
Senaryo tamamlandı; Türk Bayrağı‘nı temsil edecek "kutsal troyka" görevde.
Diğer yandan, Barzani yönetimine silah veren ilk ülke İran.
On’dan fazla NATO yanlısı ülke sırada.
Türkiye’nin de desteklediği IŞİD’e karşı savaşta revaça yükselen YPG’li gerilla güçleri.
PKK yasağının kalkması talebinde bulunan Alman muhalefet partileri.
"Çözüm’e dek uyku haram" diyen Türkiye Başbakanı.
Aksesuarda var olan güney Kürdistan.
Vitrine sığdırılan, Kürt vatandaşları, Kürtler, üniversite dalları, Kürdoloji fakülteleri…
Türkiye’deki mevzuatda ismi yasak Kürt ve Kürdistan.
Son tablo bu.
Kürtler ve Kürdistan 30 yıllık soluksuz bir mücadeleden sonra bu tarihi dönemece geldi.
Kimin kazanımları?
Kürtler’e dillerinde eğitim hakkı "tanıdıkları" zaman, kimlerin alkışlanması gerekiyor?
Reel politikaya ayak uyduran, "Kürt" entelektüelleri, yukarıya tırmanan "o adamı" alkışlayacaklar.
Bunu bilmeme reğmen son dönemde izlediğim birçok tartışmaya atıfta bulunarak, bu dönemin temel yanılgılarının altını çizmek için yazıyorum:

YAPAY MÜCADELE:
Erdoğan karşıtları, Kürt ve Kürdistan sorunuyla ilgili "dengesiz"likleri neden göstererek, tampon bir "savaş cephesi" açıyorlar. Önemlisi, Türkiye’de demokrasi olmadan Kürt sorununun çözülemeyeceğini iddia ediyorlar. Güney Kürdistan’a bakmalarını öneriyorum. Orada Irak ile karşılaştırdığınızda, daha ileri bir demokrasi ve önemlisi barış var. Bunun temelinde koloni ve kolonyal güç arasındaki denge/dengesizlik var.
Irak askerinden arınan Kürdistan başka bir yol ayrımına geldi. Bu Kuzey Kürdistan için de öyle olabilir. Yani kuzey Kürdistan’da Türk kolonyal faşizminin militarist güçlerinin hegemonyası sona erdiğinde, Kuzey Kürdistan başka bir dünyaya doğru yol aldığında, Türkiye’deki emekçi kitleler hala otoriter egemenliğin boyundurluğunda kalabilir.

SINIFTA KALANLAR:
Erdoğan taraftarları, kemalist CHP ve diğerlerine karşı, AKP’yi savunduklarında, karşıt güçlerin Kürt ve Kürdistan sorununda "ırkçı" olduklarına vurgu yapmaktadırlar. Neredeyse Selahattin Demirtaş’ın Kürt kimliğiyle aday olmasının mimarını Erdoğan göstererek, "ırkçı" blok’a karşı, ilerici pozlarda durmaktadırlar. Tabloda, bu güçlerin kaybeden eski "sol"dan geldiklerine tanık oluyorum. Eğer kazanımların akibesinde, dağdan gelen o "giz"in tarihi kazanımları yükseltirlerse, utançlarından yüzlerinin kızaracağını şimdiden görebildiğim bu "boynu bükükler" konusunda söyleyeceklerim bitti.

SESSİZ KAHRAMANLAR:
AKP; Kürdistan Özgürlük Hareketi’ne dayanan siyasal/sosyal  coğrafyadaki "etkin" tüm isimleri AKP’nin siyasi dünyasına dahil etmek için adeta siyasi bir "gizli haberalma servisi" oluşturmuş bulunuyor. Makam ve selahiyet verilerek susturulan bu   Kürdistan kadroları, "tarafsızlaşıyor" ya da tüm bu kazanımlar konusunda, Kürt Hareketi’nin yanı sıra Hükümet’e de müteşekkir olunması gerektiğini belirtiyorlar.

KÖR OLMAK:
Bir de görmeyenler…
"Yükseltilen Türkiye"yi görmeyenler…
ABD’nin bir iç savaşın eşiğine gelen NATO ülkesi Türkiye’yi ayakta tutmak için, otoriter bir Erdoğan sistemini stabilize etmek için, göz yumduğu "herşey".
Yükselecek Kürdistan’daki toplumsal muhalefet ve sosyalist damarın Türkiye’ye sıçramaması için ulusal tedbirler alan, Barzani yönetimine, sadece yedeğinde hayat hakkı tanıyabileceğini kanıksatan Türkiye.
"Tek millet, tek vatan, tek devlet" şiarıyla Ortadoğu’da yükselerek, Kürdistan’ın yedek "küçük kardeş" olarak yükseltmek ve onu tüm zamanlar için "Türkiye serumu"na mahkum etmek isteyen Erdoğan ve devamı.
Sormadan edemiyorum: Nerede ve nasıl yaşamak istersiniz?