Tecridi kırmak, faşizmi yıkmak!

Fransa’nın Strasbourg kentinde KCDK-E öncülüğündeki nöbet eylemi dün itibarıyla dokuzuncu yılına girdi. Dokuz yıldır Kürtler ve dostları yaz-kış, yağmur-çamur demeden Avrupa Parlamentosu önünde eylemdeler. Eylemin temel talebi Kürdistan’a statü, Öcalan’a özgürlük talebidir.

Uzun yıllardır devam eden bu eyleme birçok Kürt ve Kürdistanlı mesafeli duruyor, Kürt Halk Önderinin öne çıkarılmasını gerekçelendirerek eleştirmektedirler.

Sanayi devriminin ulus devletlere yol açan gelişmelerinden etkilenen Kürtler, ikiyüz yıldır ulusal kurtuluş mücadelesi içindedirler. Bu uzun soluklu mücadelede önemli gelişmeler yaşanmışsa da hala Özgür Kürdistan’ı gerçekleştirebilmiş değiliz.

Bunun nedenleri üzerinde durmakta yarar vardır. Kürtler; Med Konfederasyonundan bu yana devletçi sistemin egemenliğinde sürekli el değiştiren sömürge coğrafyanın statüsüz halkı olarak hep soykırıma maruz kalmış, asimilasyon politikalarıyla hakikatine yabancılaştırılmıştır. Dört parça coğrafyaya parçalanmışlık dilde, ruhta, kültürde ve stratejik amaca yaklaşımda da parçalılığın yaşanmasına neden olunmuştur. Gerek I.Dünya Savaşı öncesinde, gerek savaş koşullarında, gerekse savaş sonrasında Kürtler, önemli sayıda ulusal kalkışma ve ulusal kurtuluş mücadeleleri vermişti. Ancak ya bölgesel ve yerel kaldıklarından, ya aşiret ve aile esasına dayandıklarından, ya da dinsel ve mezhepsel hassasiyetler öne çıkarıldığından ağır siyasal ve sosyal travmaların yaşanmışlığıyla sonuçlanmışlardı.

Kürdistan’ı esas alan strateji yerine özgün, yerel ve grupsal çıkarların esas alındığı bu kalkışmalarda sömürgeci devletler fiziki, kültürel ve toplumsal soykırımın yanında özel savaşın psikolojik araçlarınıda devreye koyarlar. Sömürgeci devlet Kürtleri aşiret, inanç ve mezhepler üzerinden, aile ve siyasal aidiyetler üzerinden ayrıştırmış, birbirine düşmanlaştırmaya kalkışmıştır. Bu düşmanlaştırma politikası sonucu Koçgiri’ye ve Dersim’e Müslüman Kürtler imdada gitmemiş, sahip çıkmamışlardı. Şeyh Said, Ağrı ve Zilan’a ise Alevi Kürtler sahip çıkmamış, imdada gitmemişlerdi. Osmanlı’nın Hamidiye Alayları ile Müslüm Kürtleri Alevi Kürtlerin üzerine salarak geriye dönülmez çok ağır kırılmaya neden olmuş, bugün ise onbinlerce korucu Kürt’ü özgürlük gerillasına karşı silahlandırmıştır. Başûr-Bakur çelişkisi yaratmaya, PKK-KDP, PKK-YNK’yi karşıtlaştırmaya çalışıyor. Bu partileri çatıştırarak Kürt kırımı üzerinden kendisine mutlak iktidar alanı oluşturmak istiyor. Ayrıksı ve parçalı oluşumuzu fırsata dönüştürerek 21. yüzyılda Kürt soykırımını yaşatmak istiyor.

Kürt Halk Önderi bu tarihi hakikaten hareketle; parça-bölge, aile-aşiret, din-inanç üstü ulusun çoklu kimliğini, çoklu kültürünü esas almış, pratik mücadelede Kürt ulusal birliğini demokratik ulus esasıyla sağlamış bulunmaktadır. Demokratik ulus ve demokratik konfederalizm siyasal projeleri ile hem sömürgeci ulus devletlerin, hem de kapitalist modernitenin hedefi olan Kürt Halk Önderi, dört parça Kürdistan’da ise demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigmasıyla halklara, inançlara, kadınlara ve toplum kesimlerine umut olmuştur.

Kürdistan, Ortadoğu ve dünyada faşizme karşı demokrasinin, barbarlığa karşı özgür yaşamın mimarı, ideolojik ve politik Önderi olduğu için uluslararası komploya maruz kalmış, Türk devleti tarafından mutlak tecrit uygulanmaktadır. Türk devleti Şeyh Said ve See Rıza başta olmak üzere Kürt önderliklerine yaklaşımdaki zihniyetini Abdullah Öcalan üzerinden de yürütmek istiyor. Başı gövdeden ayırmak, halkı öncüsüz- öndersiz ve örgütsüz bırakmak istiyor. Aklımızı çelerek, bizleri karşıtlaştırarak, değerlerimizi itibarsızlaştırarak topyekûn saldırı ile Özgür Kürdistan umudumuzu karartmak istiyor. PKK olmazsa Kürtlerle sorunum olmaz diyen bu zihniyet, Öcalan olmazsa kardeş kardeş geçiniriz diyerek arafta kalmış Kürtleri ikna etmeye çalışıyor. Dersim soykırımından 1984 ilk kurşuna dek Kürt’e Türkleştirmeyi dayatan bu zihniyet, bize hak sahibi kardeş olarak bakmış olsaydı halk olmaktan ileri gelen en temel haklarımıza saygı ile yaklaşırdı. Bırakın saygı ile yaklaşmak; ”Kürt sorunu diye bir sorun yok” diyebilmektedirler.

Kürdistan statüsüz olduğundan, Kürt Halk Önderi özgür olmadığı için faşizm iktidardadır. Faşizmi yıkmanın, Özgür Kürdistan’i var etme mücadelesinin tecridi kırmakla doğrudan ilişkisine doğru yaklaşmadığımızda ne faşizmi yıkabiliriz, ne de Kürdistan’i statü ile taçlandırabiliriz.