Temenni barış, pratik savaştan yana!

Eski yıla hoşçakal derken, yeni bir yıldan beklentiler fazladır. Yeni yılda yaşanan bütün olumsuzluklardan azade bir yıl temenni edilir. Daha fazla barış, demokrasi, huzur. İstenen şeyler elbette daha az sahip olduklarımızdır. Yeni bir yıl başladığında maalesef yenilenen tek şey çalışma ajandamız oluyor. Yeni yıl temennileri ise karşılanamayacak kadar uzak…

Nitekim Merkel yeni yıl konuşmasında da genellemelerle daha fazla başarı için, daha fazla cesarete ihtiyaç olduğunu vurguladı.

2020’nin ikinci döneminde AB dönem başkanlığını üstlenecek Almanya için de planlamalara dikkat çeken Merkel, AB’nin daha güçlü bir çıkış yapması için çaba harcayacaklarını belirtti. Barış ve refahı güvence altına alma temennisinden bahsetti.

Bu Avrupa’nın dış politikalarında daha aktif olması demek. Barışın ve refahın güvence altına alınması temennisi ise maalesef bölgede yeni savaşlar anlamına geliyor.

Dünya yeni düzeninde şekillendikçe Avrupa da bunun parçası olmaya devam edecek.

Daha çok savaşacak, daha çok silah satmaya devam edecek.

Almanya’nın silah ticareti de artarak devam ediyor. Nitekim iç kamuoyunda bütün eleştirilere rağmen 2019’da rekor düzeyde silah satışı yapıldığı ortaya çıktı.

2019 yılı 15 Aralık itibarıyla silah ihracatı bedeli 7 milyar 950 milyon Euro’ya ulaşarak 2015’in rekorunu kırdı. Bu rakamın 2015 yılından sonra görülen en yüksek rakam olduğu belirtiliyor. Yani silah ihracatı geçen yıla oranla yüzde 65’lik bir artış göstermiş oldu.

Bu veriler oldukça ironik, çünkü barışın ve huzurun bu kadar çok temenni edildiği bir yılda, bir o kadar da savaşa malzeme sağlanıyor. Böylelikle Almanya savaş rantından en kazançlı çıkan ülkeler arasındaki yerini alıyor.

Üstelik Almanya hak ihlalleri konusunda eleştirilen ülkelere de silah satışına devam ediyor. Türkiye ile ilişkileri de bu doğrultuda yenileniyor, gelişiyor, karşılıklı çıkarları zedeleyecek bütün hamleler bertaraf ediliyor.

Nitekim Merkel’in Ocak ayı içerisinde Türkiye ziyareti de bu minvalde gündeme geldi. Her ne kadar basında Merkel’in mülteci akını nedeniyle Türkiye’yi ziyarete edeceği söylense de, ziyaret planlamasında mülteci krizi, Suriye’deki gelişmeler ve Libya konusunun ele alınacağı bekleniyor. Bu da özellikle Erdoğan’ın yeni Libya macerasının akabinde yeni anlaşmaların yapılacağı anlamına geliyor, ki bu sadece mültecilerin barındırılması maddesiyle ele alınamaz.

Erdoğan yeni bir maceraya atıldı. Libya tezkeresinin alelacele gündeme gelmesi, meclisten hızla geçirilmesi bu maceraya gözü kapalı girdiğini de gösteriyor.

Akdeniz kıyısındaki bir Kuzey Afrika ülkesi olan Libya’da oluşturulacak yeni düzende söz sahibi olma amacında ve Libya’nın açtığı kapılardan geçmek istiyor. Fakat Erdoğan yine nasıl sonuçlanacağını bilmediği bir maceraya dalmış durumda. Diğer taraftan Libya’ya selefi çetelerini de göndererek yeni bir işgal başlatmak istiyor. Bölgedeki güçler ise hala duruma sessiz.

İşte bu önemli gelişmelerin arifesinde Merkel Türkiye yolcusu. Merkel Türkiye’ye karşı daha çok silah satarak sessizliğini korumaya devam ediyor.