TEV-DEM: Muhatap Öcalan’dır

8 yıl sonra iki kez avukatlarıyla görüşen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Suriye krizine çözüm için diyalog zemini yarattığını söyleyen TEV-DEM Yürütme Komitesi Üyesi Bedran Çiya Kurd, “Kürt sorununun demokratik ve barışçıl bir çözüme kavuşturulmasının adresi İmralı’dır” dedi.

ERDOĞAN ALTAN / MA / QAMIŞLO 

TEV-DEM Yürütme Komitesi Üyesi Bedran Çiya Kurd, Öcalan’ın rolünün Suriye ve Türkiye sorunlarının çözümü için çok önemli olduğunu, Türkiye yönetiminin Kürtlere karşı siyaseti değişmeden Kuzey ve Doğu Suriye siyasetinin değişmeyeceğini söyledi.

Öcalan’ın 2 ve 22 Mayıs’ta avukatlarıyla yaptığı görüşmelerde vurguladığı, “Suriye’deki sorunların çatışma kültüründen uzak durularak; içinde bulundukları konumun, durumun Suriye’nin bütünlüğü çerçevesinde anayasal güvenceye kavuşturulmuş yerel demokrasi perspektifinde çözüme ulaştırılması amaçlanmalıdır. Bu bağlamda Türkiye’nin hassasiyetlerine de duyarlı olunmalıdır” mesajına dair Kuzey ve Doğu Suriye topraklarının çatı örgütlemesi olan Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Yürütme Komitesi Üyesi Bedran Çiya Kurd, Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuştu.

Türkiye’nin başarısı yok

Suriye’nin bölgesel ve küresel çelişkilerin geliştiği bir bölge, herkesin çıkarlarını örgütleme alanı olduğunu belirten Kurd, Suriye’nin bölge ve uluslararası güçler için bir kriz merkezi haline geldiğini, Türkiye-Rusya, ABD-Türkiye, ABD-İran, Rusya-İran ile bölgesel güçler arasında çelişkiler bulunduğunu ifade etti. Krizden en fazla etkilenenin Türkiye olduğunu dile getiren Kurd, “Her taraftan; ekonomik, siyasi, askeri, aynı şekilde içerdeki toplum olarak etkilenmiştir. Bununla bağlantılı olarak Türk devleti şimdiye kadar Suriye krizinden herhangi bir başarı elde edemedi ve nasıl çıkabileceği çabalarını gösteriyor” dedi.

Öcalan çözüm öneriyor

 Öcalan’ın verdiği mesajla krizin çözümünde rol oynayabileceğini kaydettiğini, Suriye’nin sorunlarını çok öncelerden bildiğini, çözüm konusunda o gücü kendinde bulduğunu ifade eden Kurd, Öcalan’ın çözüm için önemli bir aktör olduğunu vurguladı. Kurd, şunları söyledi: “Sayın Öcalan, Suriye krizinin çözümü için rol alabilir. Kürt sorununun Suriye sınırları çerçevesinde çözülebileceğini, bunun da demokratik bir anayasanın oluşturulmasıyla gerçekleşeceğini söylüyor. Burada Suriye’nin birliğini göz önüne almamız gerektiğini ortaya koyuyor. Bu sebeple hiçbir güç farklı planların peşine düşmemeli. Bütün haklar anayasada kesinleşirse, kimse haksız kalmayacak ve bu çerçevede mücadelemizi yürüteceğiz. Bu her ne kadar Suriye krizinin başlangıcında ortaya çıkmış olsa da  bugün bahsini ettiğimiz mücadele ve bu çözüm yöntemini kesinleştiriyor. Sayın Öcalan bunu anlatıyor. Yani bizim Sayın Öcalan’dan anladığımız; eğer bu şekilde yaklaşılırsa hem bölge hem de ulusal güçler için ve şuan krizde olan Türkiye için de krizin sonu demektir.”

Çözüm Kuzey’den başlar

 Öcalan’ın Türkiye ve Suriye’deki Kürt sorununu birbiriyle bağlantılı ele aldığını dile getiren Kurd, şöyle devam etti: “Kuzey Kürdistan’daki Kürt sorunu demokratik bir şekilde çözülmezse, Türk devletinin Kürtlere ve Kürt davasına karşı siyaseti değişmezse Kuzey ve Doğu Suriye veya özellikle Rojava siyasetinin değişmesi mümkün değildir. Kuzey Kürdistan’daki Kürtlere karşı düşmanlık olduğu müddetçe, düşmanlığı Batı, Güney ve Doğu Kürdistan için de olacaktır. Kürt sorununun özellikle Kuzey Kürdistan’da demokratik ve barışçıl bir çözüme kavuşturulmasının adresi İmralı’dır, yani Sayın Öcalan’dır.”

Öcalan her tarafa gösterdi

 Kürt sorununun değişimi ve çözüm imkanlarının Suriye krizi içinde Özerk Yönetim’in kesinleşmesinde öne çıktığına işaret eden TEV-DEM Yürütme Komitesi Üyesi Bedran Çiya Kurd, ABD’nin Kuzey ve Doğu Özerk Yönetimi ile Türkiye arasındaki sıkışmışlığını azaltmak, diyalog oluşturmanın çözüme kapı aralayacağını kaydetti. Öcalan’ın “diyalog zemini” yarattığına dikkat çeken Kurd, şunları söyledi: “Gerek Rojava ve Türkiye, gerekse Özerk Yönetim ve Şam arasındaki sorunlar için diyalog zemini yaratıyor. Bu yüzden Sayın Öcalan, sorumluluğu omuzlarına alıyor ve hazırlıklarını gösteriyor. Üzerinden yürütülecek bir diyalog ihtimali için hem gücünün hem de bu yönde hazırlıklarının olduğunu gösteriyor. Bu tarz ve üslubuyla rolünü oynayabileceğini her tarafa gösterdi. Yani şu görüldü ki; biz tartışma ve karışıklığın taraftarı değiliz, tersine var olan sorunları diyalogla çözüme kavuşturabiliriz. Bu bölgedeki bütün toplumda rahatlık, mutluluk yarattı. Herkes diyalog yolunun açılabileceğinin ve gelişebileceğinin mümkün olduğunu gördü.”

Demokratik anayasa şart

 Öcalan siyasetinin bölge üzerindeki etkisinin ne kadar büyük olduğunun ortaya çıktığını vurgulayan Kurd, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Bu bizim için çok önemlidir ve biz bunu böyle anlıyoruz. Sayın Öcalan’ın stratejik bir rol oynayabileceği bir daha görülüyor. Sayın Öcalan demokratik bir siyaset geliştirmek için bu öneriyi sundu. Bölge ve dünya güçleri arasında Suriye için anlaşmanın olmadığı, yine iç çatışmaların daha da şiddetlendiği bu süreçte inisiyatifi omuzlarına almak istedi. Ulus devlet ve hegemonik kapitalist sistemin Suriye, bölge ve Ortadoğu için çözüm olmadığını gösterdi. Varolan duruma göre, bütün halklar için tek çözüm yolu demokratik modernite ve eş yaşamdır. Bu da örneğini Kuzey ve Doğu Suriye’de göstermektedir. Burada Sayın Öcalan’ın modelinin çatısı altında bütün halklar için kazanımlar vardır ve artık bu kazanımların kalıcı olması gerekiyor. Demokratik bir anayasa şarttır. Bu kazanımlar bölgedeki bütün halklar için bir güç olacaktır.”

Şam da olumlu karşılamış

 TEV-DEM Yürütme Komitesi Üyesi Bedran Çiya Kurd, bölgedeki bütün halkların siyasi bileşenleri ile askeri ve toplumsal örgütlemelerinin, Öcalan’ın sunduğu perspektifin çözüm için esas, doğru ve uygun olduğunu, herkesin o inançla Kuzey ve Doğu Özerk Yönetimi etrafında toplandığını, Demokratik Suriye Meclisi’nin (MSD) çözüm gücü olarak görüldüğünü belirtti. Kurd, şöyle devam etti: “Bunun için bütün bileşenler Sayın Öcalan’ın mesajlarından duydukları memnuniyeti ve mutluluğu bize bildirdi. Şüphesiz Sayın Öcalan’ın mesajının iyi, doğru anlaşılması ve değerlendirilmesi için Rojava Özerk Yönetimi ve MSD içinde yer alan tüm oluşum ve halklarla tartışma ve değerlendirmeler yapılıyor. Çok olumlu ve önemli bir durum olarak karşılandı. Bizim tarafımızdan doğrudan farklı taraflarla -Şam yönetimi gibi- paylaşmasak da basın üzerinden takip ettiğimiz kadar olumlu bir şekilde değerlendirilmiş ve bir rahatlama yaşadıkları anlaşılıyor.”

Suriye Ulusal Kongresi

 Kurd, MSD’nin Suriye içinde ve dışındaki siyasi parti, şahsiyet, sivil toplum örgütlerinin katılımıyla 5 bini aşkın kişiyle Suriye Diyalog Çalıştayları yaptğını aktardı. Suriye Ulusal Kongresi’nin toplanması için çalıştıklarını kaydeden Kurd, şu bilgeleri verdi: “Toplantı ve konferanslar devam edecek, ta ki Suriye Ulusal Kongresi yapılana kadar. Kongreye katılım için birçok kesimle diyalog içinde çalışmalar yürütülüyor. Bu çalışmaların amacı, bölge halklarını birbirine kırdırmak, dağıtmak ve kendi çıkarları çerçevesinde kullanmak isteyen güçleri engellemektir. Bunun yanı sıra Kürtler için de tüm siyasi parti ve örgütlerin katılacağı geniş bir konferansın hazırlıkları devam ediyor. Zaten hem Rojava Özerk Yönetimi hem de MSD içinde bulunan oluşumlarla birlikte bu çalışmalar yürütülüyor.”

Şam’a yol haritası sunduk

 DAİŞ’in fiziki olarak tüketilmesiyle yeni bir konsept ve kaosun oluştuğunu, birlikte hareket eden Rusya-İran, Rusya-Türkiye arasında çelişkilerin orta çıktığını, “Suriye’de kim hakimiyet sağlayacak” anlayışının Rusya-rejim, İran-rejim arasında da çatlaklar çıkardığını belirten Kurd, şunları ifade etti: “Suriye sorununun çözümü için daha önceden Rusya üzerinden Suriye rejimine sunduğumuz yol haritası, ya da çözüm öneri maddeleri bizim için başlıca prensipler oluyor. Biz hala o prensip ve maddeleri esas alıyoruz ve eğer bir diyalog gelişirse bunlar üzerinden olacak. Yani yol haritasının maddeleri değiştirilmedi ve eğer bir diyalog gelişirse Suriye rejimi ile tartışmalarımız bunun üzerinde olacaktır. Artık yeni sürecin karakteri yukarıda saydığımız çelişkilerle ortaya çıkıyor. Astana grubu artık dağılma aşamasında. Zaten bu grubun bir fonksiyonu kalmadı. Bu çelişki ve krizin tamamlanma finali İdlib meselesiyle olacak. Bunun için İdlib büyük bir sorun haline geldi ve bu da tüm anlaşma-ittifak veya ittifaksızlara etki yapacaktır. Büyük ihtimalle İdlib konusu birçok ittifakı bozacak, birçok yeni ittifakları geliştirecek ve bununla birlikte birçok yeni sorunları yaratacaktır.”


Astana çöktü

Suriye’deki siyasi ve askeri inisiyatifin şu ana kadar Rusya ve Astana grubunun elinde olduğunu, ancak bu süreçte inisiyatif ve öncülüğün ABD’nin başını çektiği Uluslararası Koalisyon’a kaydığını dile getiren Kurd, şunları kaydetti: “Artık onlar Suriye dosyasını yürütmek; siyasi anlamda Cenevre hattını yeniden aktifleştirmek istiyor. Askeri anlamda ise belirttiğimiz gibi İran güçlerini bölgede sıkıştırmak ve hatta tamamen çıkartmak istiyor. Rejimi de kuşatmak istiyorlar. Rojava Özerk Yönetimi ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ise bu bölgesel ve uluslararası güçler arasındaki çatışma ve çelişkilerden kendini korumaya çalışıyor. Bu çelişki ve çatışmaların içine girmek istemiyor, çünkü yeni süreçte bölge halklarının bu çelişki ve çatışmalardan hiçbir kazanımı çıkmayacak. Kendi bölgesini korumak, varolanı güvenceye almak ve istikrarını devam ettirmek istiyor. Siyasi anlamda Rusya ve rejim ile bir diyalog geliştirme konusunda umut yoksa bu tamamen ilişkileri keseceğimiz anlama gelmez. Bunun mücadelesi sürecek ve diyalog yolunun açılması için baskı oluşturma girişimleri devam edecektir. Diğer taraftan BM ve Cenevre hattının aktifleşmesi halinde özerk yönetim ve MSD olarak sürece katılma girişimi olacaktır. Buna yönelik çalışmalar devam ediyor. Çünkü Cenevre süreçlerinde Özerk Yönetim ve MSD’siz bir çözüm ve sonucun çıkmadığı kanaati tüm kesimlerde oluştu. MSD’siz doğru bir sonuç, yani tüm tarafları razı edecek bir durum çıkmayacağı geçmiş süreçlerde kanıtlandı.”


Öcalan’ın perspektifleri esastır

Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlum Ebdî’nin Türkiye ile diyalog geliştirme konusundaki açıklaması ve mesajının, Öcalan’ın ilke ve perspektifleri çerçevesinde olduğunu vurgulayan Kurd, şunların altını çizdi: “Kuzey ve Doğu Suriye’nin siyasi, askeri, ekonomik, sosyal, toplumsal tüm plan ve projeleri Sayın Öcalan’ın düşünce ve felsefesiyle bağlantılıdır. Şam’la diyalog olsun, eğer olursa Türkiye’yle gelişecek diyalog olsun, başka taraflarla olsun Sayın Öcalan’ın perspektifleri doğrultusunda gelişiyor, gelişecektir.”


Koalisyon tam inisiyatif istiyor

Uluslararası Koalisyon’un stratejisinin, İran ve Rusya’nın Suriye’deki etkisini küçültmek ve yine Türkiye’nin AKP-MHP ortaklığıyla sürdürülen bölgedeki etkisini en aza indirmek olduğunun altını çizen Kurd, “İnisiyatifin tamamen Koalisyon’un eline geçmesi için bölgedeki Arap ülkeleri olan Suudi Arabistan, Ürdün ve Mısır’ın üzerinden hakimiyet sağlamaya çalışıyorlar. Bu, kısa bir sürede olmayacak. Sorun ve krizinin aşılması konusunda yakın bir şey gözükmüyor. Ancak var olan çelişkiler ve gelişmeler yeni çatışmaları da beraberinde getirebilir, bu da mümkündür. Bu durumun biraz daha böyle devam edeceği görülüyor. Yine belirtmekte fayda var, tüm bölgesel ve uluslararası güçler uzun bir süre bölgede olmasına rağmen siyasi bir çözüm geliştirilmedi. Bunun için de çözüm projeleri nelerdir, hiçbir güç tarafından belirlenmedi. Sayın Öcalan’ın yeni mesajıyla birlikte sunduğu 7 maddelik öneri ile Suriye krizinin çözümü, hatta Türkiye ve Kuzey Kürdistan için çözüm öngörüyor. Biz bu ilkeyi kendimize esas alıyor ve takipçisi oluyoruz” dedi.