Thüringen sürpriz olmadı

Aşırı sağ tartışmaları Almanya’nın temel gündemleri olma yolundaki istikrarını koruyor.

Güncel boyutuyla bu tartışmalar sadece Almanya Federal Emniyet Teşkilatı tarafından yapılan uyarılarla sınırlı değil, nitekim Thüringen’de yapılan başbakanlık seçiminde elde edilen sonuç da Almanya’nın aşırı sağ gündeminde bir o kadar önemli yer tutuyor.

Fakat genel anlamda sol ve sosyal demokratların oy kaybına nazaran AfD’nin giderek yükselişe geçmesi yaşananların sürpriz kısmını bertaraf ediyor.

Zira Thüringen’de bir anda Almanya’nın temel gündemlerinden biri haline gelen Başbakan seçimi son dönemdeki gelişmelerin bir sonucu.

Thüringen’de Ekim ayının sonlarında yapılan seçimlerde Sol Parti birinci çıkarak yüzde 31 dolaylarında oy alırken, onu takip eden AfD yüzde 23.4 oranında oy aldı, ki bu rakam oldukça yüksek bir rakam. Merkel’in partisi CDU ise yüzde 21 dolaylarında oy alarak gerilemenin şokunu yaşadı. Tartışmaların odağında olan Hür Parti (FDP) ise yüzde 5 civarında oy aldı.

SPD 8.2, Yeşiller ise 5.2 dolaylarında oy aldı.

Seçim sonuçları böyleyken ve Sol Parti’nin mevcut Eyalet Başbakanı Bodo Ramelow’un Yeşiller ve SPD ile azınlık bir hükümet kurması beklenirken, FDP’li Thomas Kemmerich bir sürpriz yaptı, ki mecliste sadece 5 milletvekili temsili bulunuyordu, AfD’nin desteği ile 90 milletvekilinden 45’inin oyunu alarak başbakan seçildi. Merkel’in müdahalesine kadar varan bu sonuç aslında başta da dediğimiz gibi sürpriz bir gelişme değil.

AfD’nin kimliğini yumuşak gösterme çabaları ile parti içerisinde ılımlı-radikal ayrımı yapılarak tartışmalar yürütülse de, AfD’nin başbakan adayı Björn Höcke aslında partisinin duruşunu en iyi yansıtanlardan, zira daha önce de açıklamalarından dolayı hakkında soruşturma yürütülmüştü.

Nitekim gelinen aşamada, tepkiler üzerine AfD oylarını alarak başbakan seçilen FDP’li Thomas Kemmerich görevinden istifa edeceğini duyurdu.

Şimdi öncelik verilen olasılık, Merkel’in de aynı zamanda önerdiği erken seçim.

Aşırı sağın sonuçları değiştirecek manevraları Almanya’da önemli bir sinyal olarak okunmalı.

AfD’nin giderek artan oyları, aşırı sağın tehlikeli görülen, ama artık görünür olan örgütlenme zemini Thüringen’de yaşanan gelişmenin nedenlerini de gözler önüne seriyor.

Nitekim Berlin’de yapılan Avrupa Polis Kongresi’nde tartışılan temel konulardan biri de aşırı sağ tehlikesi oldu. Almanya Federal Emniyet Teşkilatı Başkanı Holger Münch, Almanya’da tehlikeli olarak sınıflandırılan aşırı sağcıların sayısının arttığını ifade etti.

Yaklaşık 12 bin 700 aşırı sağcıdan 53’ü tehlikeli olarak sınıflandırılıyor. Rakamlar çok daha fazla zira bazı vakaların bu bu sınıflandırmaya alınmadığı, ya da kayda geçmediği de bilinen bir gerçek.

Geçtiğimiz günlerde Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’na yapılan saldırı da aşırı sağın yükselişine örnek bir gelişme.

Federasyonun Köln’de bulunan merkezi binasına nefret söylemleri yazılarak nazi işaretleri çizildi. Yine aynı semtte çok kültürlü program uygulayan bir ortaokul da bu işaretlemelerden nasibini aldı. Nitekim birçok vakada olduğu gibi faillerin yakalanması konusunda endişeler devam ediyor. Gerek orada kameraların bulunmaması, gerekse bu gibi suçlarda yargının isteksizliği elbette faillerin yakalanması konusundaki beklentileri azaltıyor.

Thüringen’de FDP’li Thomas Kemmerich’in AfD oyları ile başbakan seçilmesi, CDU’nun Sol Parti ile koalisyona yaklaşmaması, Sol Partinin azınlık koalisyon arayışları… Bu sığ tartışmalar gölgesinde AfD Thüringen’de planını devreye koydu.

Kamuoyu tepkileri dışında, siyasi arenada aşırı sağa olan tepkiler sönük kalıyor. Dolayısıyla bu seçim sonuçlarına da yansıyor. Aynı zamanda aşırı sağın giderek daha sağlam zeminde örgütlenmesine de fırsatlar yaratılıyor. Thüringen’de Kemmerich istifa etse de, yeni bir seçim gündeme gelse de realite değişmeyecek,  AfD zeminini güçlendirecek.