Şuursuzlukla örülen utanç duvarları

İşgal etmenin verdiği dayanılmaz hafiflik ve akıllarında yarattığı sınır(sız) şuursuzluk… Descartes’in varlığını düşünme üzerinde kanıtlamak istemesi gibi son zamanlarda TC de varlığını kanıtlama telaşı içerisine girmiş ve bunu sınırlarına duvarlar örmek gibi en ‘ilkel’ bir biçimde dile getirmeye çalışıyor. Kendisinin olduğunu varsaydığı bir şey için neden bu kadar kanıtlama gereği, çabası içine girilir ki… Psikolojiye ilgisi olanlar bu ruh halini çok iyi bilirler: Kaybetme duygusu. Bu kadar şuursuzlukla ‘sahip’ çıkılan bir şey varsa ki ne olduğu çok önemli değil herhangi bir şey olabilir, bu aslında ona sahip olmadığının da çok açık göstergesi oluyor. ‘Bir siyasetçi’ ağzı köpürmüş, “Ne alakası var. O duvarları güvenlik amacıyla yapıyoruz” diyebilir. Peki, sormazlar mı “kimi kimden koruyorsunuz” diye?

AKP devleti belli ki tel örgülerin Kürt halkının özgürlük yürüyüşünün önünü alamayacağını düşünüyor olacak ki beton duvarlarda çare arıyor. Kürtlerin Rojava’da gerçekleştirdiği özgürlük akımını, sınırlara duvar örerek, çeteleri besleyip canavarlaştırarak, kirli oyunlar içine girerek önlemeye çalışıyor. TC’nin tüm bu çabaları çaresiz ve buna bağlı olarak şuurunu yitirmesinden kaynaklanıyor. Ortadoğu, geçmişi ve geldiği gelenek itibari ile suni sınırlara alışık bir coğrafya değildir. Ulus-devlet canavarının hiçbir koşul ve özgünlüğü dikkate almadan cetvelle çizdiği sınırların Ortadoğu halkları için hiçbir getirisi olmadığı gibi bir anlam ifade etmediği de şüphesiz. O yüzden de bu coğrafyada sürekli bir sınır ihlali eyleminde oldu insanlar. Adları bazen kaçakçı bazen eşkıya ve her zaman devletler nezdinde gayr-ı meşru oldu. Oysa ‘Ortadoğu doğasına’ göre hareket etti insanlar. Bu nedenle de öldürüldüler; Kürdistan, Filistin başta olmak üzere tüm Ortadoğu’da.
Bu yüzden Kürdistan, Ortadoğu’da bu suni sınırlardan kaynaklı ölümlerin merkezi oldu. Evet, en çok bu sınırlardan etkilenen Kürdistan oldu. Öyle ki sadece coğrafik sınırlarla kalmadı; bir bütünen sınırlar çizildi: Hapsedilmek istendi. Sınırsız düşlerin kurulduğu coğrafyada düşlerine bile sınırlar konulmak istendi. Kendilerinden emin bir edayla Kürdistan’ı mezara gömüp, üzerine Kürdistan burada yatıyor deme gibi bir akıl tutulması içerisine girdiler. Ama unuttukları bir değil birçok şey vardı. Kürdistan düşler vadisidir ve bu düşlerin uygulayıcısıdır da aynı zamanda.
Bu yüzden yaratılan suni sınırlar bir bakıma Kürdistan başta olmak üzere Ortadoğu için sunidir. Bu suni sınırları yaratanlar için de kalıcı bir şuursuzluktur. Tarih sayfasında hiçbir dönem utanç duvarlarına insanlık değerlerinin izin verdiği yazılmamıştır. Utanç duvarlarını yaratanları ve ona sessiz kalanları da kara sayfasına not etmiştir.
Herkes çok iyi bilmelidir ki bu duvar aslında TC’nin Rojava’da kaybettiğinin ve Rojava’dan ne kadar korktuğunun açık bir göstergesi oldu. Bu yüzden Kürdistan halkı coğrafyasına dikilen utanç duvarına ve sınırlara karşı tarihi sorumluluklarının bilinciyle de gereken cevabı verecektir.