Türkler-Kürtler, ölüler ve mezarlar!-M. Serhat POLATSOY

Mezarlar her halk ve inancın, gelenekleşmiş bir kültürüdür. Tarihi çok eskidir. Çocukken hatırlarım; köy mezarlığına gelirdik. Büyükler mezarların başında oturur ve mezar üzerindeki toprak temizlenirdi. Mezarlığa ilk girişte ebeveynlerimin elimden tuttuğunu hatırlarım. Şuanda bizim de, elimizden kimsenin tutmasına gerek kalmadan dikkat ettiğimiz, mezarlara basmama hususu! Kesinlikle mezarın üzerine basılmazdı. Bu hem (ölen kişiye değer atfedilerek) açıklanıyor, hem de (günah denilerek) açıklanmıyordu. Mezarlara basan çocuklar uyarılıyordu. Bazen de yanlışlıkla bile olsa basılmaması için çocukların ellerinden tutuluyordu. Çocuklar mezardakilerin bir değer olduğunu anlıyor ve basmıyorlardı. Bu aynı zamanda bir norm halini almıştır. Ölüye, mezarlara saygı bir ahlaki ölçüdür. Toplumdan olduğunun da, göstergesidir.

Savaşlarda bile bu bir değer olarak kabul edilmiş ve çatışmaların en yoğun olduğu zamanlarda bile bir yol açılarak karşılıklı olarak ölüler, taraflara teslim edilmiştir. Ölülerin teslim edilme nedeni öyle herhangi bir anlaşma sonucu değil, ahlakidir. Savaşın bile bir ahlakının olduğu bazen ölülere ve mezar yerlerine saygıdan anlaşılabiliyor.

Düşün ki mezarda seni doğuran ana var. Düşün ki mezarda, doğurduğun çocuğun var! Her gün aile bireylerinizden birinin cenazesinin üzerine bastığınızı düşünün!

Her mezarlığa gittiğinizde kullandığınız, yani üzerine bastığınız yolda mezarlar olmaz, çünkü orası mezarlığa girmek ya da içerisinde dolaşmak için yapılan betonarme yapılardır. Kaldırımda, hem de istif halde cenazeler olmaz!

Türk halkının tarihine baktığımızda ölülerine dönük, etkilendikleri dinlere göre (Şamanizm, Hinduizm, Maniheizm gibi) gelenek haline gelen defnetme şekilleri vardır. Hepsinde de ölüye saygı esastır. Şuanda ezici çoğunluğu Sünni Müslüman olan Türkler için de ölüye saygı esastı çünkü Hz. Muhammed İslam peygamberi ve sünnetleri, müminler için esaslardandı. Hatta, Hz Muhammed’in Yahudi cenazesi geçerken ayağa kalktığı meselesini sanırım bilmeyen yoktur!

Son 1 hafta içerisinde 2 cenaze, mezar konusu gündeme geldi:

1) Hak-adalet arayışı uğruna giriştiği açlık grevini ölüm orucuna çeviren ve yaşamını yitiren Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in cenazesine yapılanlar ve gömülme hakkının önüne geçilme hali,

2) Garzan mezarlığındaki 261 cenazenin Türk devletine bağlı kolluklarca mezarlarından çıkarılıp Kilyos mezarlığında şuan kaldırım olarak kullanılan beton yapının altına gömülmesi

Sizin için yanlış olan, bir başkası için doğru olabilir, sizin için çirkin olan bir başkası için güzel olabilir, sizin terörist dediğiniz, başkası için özgürlük savaşçısı olabilir, sizin için şehit olan bir başkası için işgalci olabilir. Ama Ortadoğu toplumunda ölü ve mezara yaklaşım ortak değerlerdendir. Türk halkı Ortadoğu’ya yabancı ve kültüründen uzak da olabilir ama geldiği yerlerde de ölüye, mezarlıklara yaklaşımlarının değer atfetme temelinde olduğunu biliyoruz. Mesela Orhun yazıtlarında, Batı Türklerinde, Oğuz Türklerinde, Hunlarda, Türkleri anlatan Çin kaynaklarında, Göktürklerde, Altaylar panteonunda bile ölü, cenaze ve mezarlıklar değersizleştirilmezken nereden çıkıyor bu ölülere, mezarlara saygısızlık!

Evet İbrahim Gökçek’in cenazesine önce cemevinde yapılanlar, sonra Kayseri’de olanlar biliniyor; ki zaten ideolojiktir. Bu ülkede Kürt, Sol-Sosyalistler ve Aleviler sürekli hedefte olan üçlü sömürge ve ezilenlerdir.

Mezarlıklar tahrip ediliyor, mezar taşları kırılıyor, analar mezarlarda nöbet tutuyor, kargolarla kemikler, anaların kucağına bırakılıyor! Bir halka, analara bu kadar saygısızlık yapılmaz; bu onursuzluk dayatılmaz. Ölülere, mezarlarımıza saygılı olacaksınız ki yarınlardaki nesil de olabilsin. Çocuklarımız her gün sizin bir mezarlık tahrip ettiğinizi, yıktığınızı görüyor, sizin Kürt’e olan yaklaşımınızı görüyor, okuyor. Farkındasınızdır, çocuklarımız size diş bileyerek büyüyorlar. Yüz yıldır her nesli, bir halka düşman olarak yetiştirdiniz. Bu nesil, yani sizin anlaşabileceğiniz son nesil, sizin adalet, erdem, etik değer ve bir bütünüyle ahlaktan uzak yaklaşımlarınızı görmezden geliyor olabilir. Ama sosyolojik ve psikolojik açıdan ele alındığında önümüzdeki neslin, Türkler ile ortak vatanda yaşamak isteyeceği düşünülemiyor. Hem de Türklerin ezici çoğunluğu ile!

Cenazelerimizden elinizi çekin! Mezarlarımızdan uzak durun, değerlerimize saygı duyun. Milliyetçilik ayaklandırılıyorken Kürtler, toprağa düşen Kürt gençlerinin ölülerine saygı göstermeyen, gömülmesine engel olan, cenazesini kaçıran, öldükten sonra başını kesen, ölüsüne bile tecavüz edenlerle yaşamak istemiyor, istemez. Bilmeniz anlamanız gerekiyor!

Senin şehidin sana benim şehidim bana!

mehmet_serhat_polatsoy@hotmail.com