Uyumu zehirleyecek

Türk devletinin Almanya’da resmi okul açmasının gündeme gelmesi ile birlikte tartışmalar alevlendi. Okullarda Türk devlet ve din propogandası yapılacağı kaygıları dile getiriliyor.  Sol Parti üyesi Sevim Dağdelen ise,  “Erdoğan Almanya’daki toplumu kutuplaştırıp bölüyor. Onun okulları Almanya’daki uyum ve demokrasi açısından zehirdir” dedi.

Almanya’nın başka bir ülke ile eğitim ve okul hakkında anlaşma imzalamak için görüşmelerde bulunması aslında olağanüstü bir durum değil. Dünya çapında, Almanya dışında 140 Alman okulu halihazırda faaliyet gösteriyor. Öğrenciler bu okullarda Alman, uluslararası ve bulundukları ülkenin diplomalarını elde etme şansına sahip. Buna karşı başka devletler de Almanya’da okullar açıp, aynı şekilde eğitim faaliyetinde bulunabiliyor. Ankara, İstanbul ve İzmir şehirlerinde birer tane olmak üzere, Türkiye’de de üç tane Alman okulu var. Ancak İzmir’deki okul, 2018 yılında Türk makamlarınca hukuki bir dayanağı olmadığı gerekçesiyle geçici bir süre kapatıldı. İzmir’deki okul krizini aşmak için

taraflar ”Mütekabiliyet esasına göre bir çerçeve anlaşması” için görüşmeler yapıyor. Bu anlaşma imzalanırsa Türkiye’deki Alman okullarının faaliyetleri için hukuki temelin sağlayacak. Okulların açılacağı olası merkezler arasında Türkiye kökenli nüfusun yoğun olduğu Berlin, Köln ve Frankfurt kentlerinin isimleri ön plana çıkıyor. Deutsche Welle’den Sabine Kinkartz konuyla ilgili detaylı bir haber hazırladı.

Almanya’da okul açan diğer ülkeler gibi Türkiye de devlet olarak doğrudan okul açıp işletmesini üstlenemez. Bunu özel statüdeki derneklerin yapması gerekiyor. Almanya’da halihazırda bu alanda faaliyet gösteren bir Türk-Alman derneği var: TÜDESB. Yaklaşık 25 yıldır var olan derneğin, tartışmalı Gülen cemaatine yakın olduğu iddia ediliyor. TÜDESB Berlin’de okul değil ama çocuk yuvaları işleten bir organizasyon.

Maas: Değerlerimizle bağdaşmak zorunda

Almanya’da faaliyet gösteren özel okulların eğitim metotlarını ve personelini kendilerinin belirleme hakkı var. Ancak müfredat konusunda, kamu okulları ile aynı çizgide olmaları yasal bir zorunluluk. Türkiye ile yürütülen görüşmelere katıldığı bir televizyon programında değinen Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Almanya’da açılacak olası Türk okulları ile ilgili olarak, “Bunlar asla bizim değerlerimizle bağdaşmayan şeylerin öğretildiği yerler olmayacak” dedi. Maas’ın sözcüsü Breul de, Türkiye’ye herhangi bir ayrıcalık tanınmasının söz konusu olmadığını vurguladı.

Dağdelen: Uyum ve demokrasiyi zehirleyecek

Birçok Alman siyasetçinin ise tam da bu konuyla ilgili endişeleri var. Sol Parti milletvekili ve Türk-Alman Parlamenterler Grubu Başkanı Sevim Dağdelen’e göre Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Almanya’daki toplumu kutuplaştırıp bölüyor. “Onun okulları Almanya’daki uyum ve demokrasi açısından zehirdir” ifadesini kullanan Dağdelen, Alman hükümetinin, Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi ortamda neden Ankara ile bu görüşmeleri yaptığını anlayamadığını belirtti.

Sevim Dağdelen buna ek olarak, “Türk diktatör ülkesindeki eleştirel entelektüel kesimi ya cezaevine tıkıp ya da sürgüne gitmeye zorlarken, Alman hükümetinin Erdoğan ile kendi özel okullarını Almanya’da açabilmesi için müzakerelerde bulunması bir felakettir” dedi.

Weidel: DİTİB deneyiminden ders çıkarmalıyız

AfD’nin Federal Meclis Grup Başkanı Alice Weidel, “Türk Diyanet İşleri’nin bir şubesi olan DİTİB ile yaşanan deneyimler, kağıt üzerinde Alman yasa ve yönetmeliklerine bağlı olunması gerektiği yönündeki maddelerin gerçek hayatta pek ciddiye alınmadığını gösteriyor” ifadesini kullandı. Weidel, özel okullarla ilgili yasalarda yer alan “eşdeğer müfredat” kavramının, “Türk devlet ve din propagandası için açık kapı bıraktığını” savundu.

İzole olmaya müsaade edilmemeli

Almanya’da koalisyon hükümetinin büyük ortağı olan Hrıstiyan Birlik Partileri‘nin (CDU/CSU) Federal Meclis Grup Başkan Yardımcısı Thorsten Frei da, “Okulların her halükarda, Türk devletinin ideolojik ve siyasi etki alanının dışında tutulması” gerektiğini kaydetti. Deutsche Welle’ye konuşan Dortmund Teknik Üniversitesi’ne bağlı Okul Gelişimi Araştırmaları Enstitüsü’nden Nele McElvany’e göre ise, kamuoyunun konuya gösterdiği büyük hassasiyet nedeniyle, okullar üzerindeki olası Türk devleti etkisi riskinin düşük olacağını ifade etti.

BERLİN