Vatanını seviyorsan (?)

Cumhurbaşkanı Erdoğan talimat vermeyi çok seviyor; her şey talimat vererek olur zannediyor! 

Hadi kendisi devletin başıdır; memurlarına talimat verir, bunu anlarız; ama Cumhurbaşkanı Erdoğan bununla yetinmiyor.

Bütün topluma talimat veriyor. „Vatanını seviyorsan dolarını bozdurup TL’ye geçeceksin!”

Yukardaki sözler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Hükümet çevrelerinin uzun süre inkar ettiği, görmemezlikten geldiği ekonomik krizin artık gizlenir saklanır yanının kalmadığının da itirafıdır. 

On dört yıldır iktidarda olan bir parti bütün toplumu hem siyasal hem de ekonomik olarak uçurumdan yuvarlamış. Oğul, enişte, kayın, yandaş kim varsa kamu kaynaklarından semirirken; toplumun geri kalanı hem canından hem de malından endişe eder hale gelmiş.

Türkiye sağının bütün hastalıkları on dört yıllık AKP iktidarında teker teker açığa çıktı. “AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yalancı cennetinin sonuna geldik!”

Kendi şizofrenik ruh hallerini bütün Türkiye toplumuna yansıttılar. Toplumun en az yarısı yalan bir tarih ve mümkün olmayan bir gelecek hayaliyle manipüle edilmiş durumda…

Türkiye sağının şizofrenik ruh hali bütün topluma yansıdı.

Batı karşısında sürekli yenilmiş; kompleksli, doğuya dönünce de kurnaz, kibirli Türk Devlet Geleneğinin” Batı karşısında kompleksinden, doğuya karşı da kibirli ve kurnaz olmaktan vaz geçmediği müddetçe herhangi bir sorunu çözme şansı yoktur. Bu anlayış sadece sorunları büyütür, iyice içinden çıkılmaz hale getirir.

Ekonomi denilince sadece kamu kesiminin ürettiği rantı eşe dosta dağıtmayı anlayan iktidar çevreleri toplumu aptallaştırıp her şeyi avantaja dönüştürmek istiyorlar. 

Yıllarca iktidarda olmayı Türkiye’de sermayenin el değiştirmesi için bir araca dönüştürmeye çalışan AKP çevreleri mümkün olan en az siyasi bedelle kendilerinin sebep olduğu bu krizi de yine kendileri açısından şansa dönüştürmeye çalışacaklardır!

Buradaki kritik eşik; bu durumun kendilerine neye mal olacağıdır. 

Nasıl ki 15 Temmuz’u bir süre sonra „Allahın Lütfü!” olarak ilan ettilerse; eğer kontrol edebilir, siyasi bedel ödemeden atlatabilirlerse kendi aralarında bu krizi de ilan edilmemiş „Allahın ikinci lütfu olarak yaşayacaklardır!”

Sıradan insanlardan ellerindeki dövizi bozdurmasını isteyenler; aslıda ellerinde en fazla yastık altı, yani kayıt dışı döviz bulunduran çevreleri temsil ediyorlar. Bunlara yurtdışına kaçırılmış yabancı para cinsinden varlıkları da eklerseniz durum biraz daha netleşmiş olur. 

Türkiye’de döviz kurlarının daha da yükselmesi durumunda firmalar borçlarını ödeyemedikleri için bir süre sonra mülk satışı yoluna gitmek zorunda kalacaklardır. Yani birçok firma krizden çıkabilmek için varlık satışına baş vuracaktır. 

Krizler kimi çevreler için yıkım dönemleri olurken, kimileri için ise altın değerinde fırsatlar ortaya çıkarır.

Böyle dönemlerde nakit sıkıntısı olmayan, arkasına siyasi iktidarın gücünü ve kamu bankalarını almış olanlar, diğer kesimlerin mallarını alırlar. Dolayısıyla servet el değiştirmiş olur!

AKP çevreleri açısından krizin toplumda yaratacağı travma; sebep olacağı insani ve ekonomik yıkımın hiç bir önemi yoktur; onları ilgilendiren bunun kendilerine siyasi bir bedel ödetip ödetmeyeceğidir. 

AKP Hükümetin korkulu rüyası; ekonomik krizin kontrolden çıkıp kendilerine siyasi bir bedel ödetme ihtimalidir. Mevcut krizin tek sebebi; hukuku ve demokrasiyi hiçe sayan, seçilmiş milletvekillerini cezaevine atan iktidardır. 

Ondört yıldır sıçrıyor çekirge, bakalım yine sıçrayabilecek mi? Bu kez sıçrayamasın, sıçratmayalım!