Yeni yılda eski Türkiye mi?

Yeni yıla girerken toplumun her kesimi hatta her bireyi kendisine göre hayaller kuruyor ve dileklerde bulunuyor. Bunların gerçekleşme şansı ne olursa olsun insanlık hayalleriyle ve umutlarıyla yaşıyor. Ama ezilenlerin hayalleri, umutları ve dilekleriyle ezenlerinki zalimlerinki tamamen farklı hatta taban tabana zıttır.

Türkiye’de ezilenler yılın son ayını katliam anmaları ve katliamcılardan hesap sorulması istemleriyle eylemler yaparak geçirdi. Oysa katliamcılar bir tek katliamın bile açıklığa kavuşmasının önüne geçmek için birlik yapıp domuz topu oldular.

Ezilenler soygun ve talanların önüne geçilmesi ve adil bir kalkınma isterken ezenler “Kanal İstanbul” gibi yeni bir soygun-talan ve rant projesiyle ortaya çıktılar.

Ezilenler sorunlarımızın demokratik katılım ve barışçı çözüm yollarıyla çözülmesini savunurken ezenler ise HDP başta olmak üzere muhalefeti susturup yerel yönetimlerdeki demokratik ve muhalif sesleri bastırarak tek adam diktasını zalimce sürdürmek istiyorlar.

Ezilenler kendi içimizdeki ve komşularımızla var olan sorunların barışçı yollarla çözülmesini savunurken, tek adam diktasını savunanlar Libya’ya asker gönderme ve oradaki savaşa müdahil olarak pay kapmayı savunuyorlar. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan da olabileceklerini hiç düşünmüyorlar. Kendileri memleketin her varlığını vatandaşın sırtından kar garantisiyle yabancı tekellere peşkeş çekiyor. Acaba kendilerine de kar ve pay garantisi verenler mi var? Yoksa meşhur milli piyango reklamındaki gibi “Ya çıkarsa” deyip atlıyorlar mı?

Erdoğan bu kadar saf değil ama buna mecbur mu? Gerçek durum öyle görünüyor.

AKP bir siyasi parti değil, bir mafya çetesidir. Her ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmak ve rant kapmak, rant dağıtmak dışında bir derdi de yoktur. Çünkü rant dağıtamayan bir mafya grubunun varlığını sürdürmesi olanaksızdır. AKP de bölünmekte ve can çekişmektedir. AKP ile vatanı-milleti-devleti korumak ve kurtarmak iddiasındaki ırkçı-milliyetçilik beka sorunu diyerek birleşmiştir. Bunların kod adı “Cumhurbaşkanlığı hükümeti sistemi”dir.

Yeni yıla girerken Erdoğan ve yandaşlarının Kanal-Katar projesi ve Libya’ya asker gönderme kararlarıyla gündemi meşgul etmesi boşuna değildir.

Erdoğan şahsi diktasını sürdürebilmek için memleketin nesi varsa satıp ranta çevirmeye çalışıyor. Kanal-Katar projesi budur. Çılgın proje çıldırtan projeye dönüşüyor.

Aynı günlerde Erdoğan medyasında bir başka güzelleme silah sanayi için yapılıyor:

Yeni Şafak gazetesi müjdeliyor:

“Türkiye’nin savunma sanayisindeki atılımları birçok ülkenin ilgisini çekiyor. Türkiye’nin özellikle Malezya, Endonezya, Filipinler ve Bangladeş gibi ülkelerle yaptığı anlaşmalarla Asya-Pasifik pazarındaki ağırlığı her geçen gün artıyor. Savunma ihracatının bu bölgeyle sınırlı olmadığına dikkat çeken uzmanlar, “Türk firmaları Latin Amerika’ya bir çıkarma yapmış durumda. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde Latin Amerika pazarındaki Türk savunma ihracatı ciddi bir şekilde hissedilecektir”.

Yeni yıla girerken yeni yılda eski Türkiye’yi yani rant-soygun ve savaş Türkiye’sini ayakta tutmaktan başka amacı olmayan ve buna beka sorunu diyen bir çeteye karşı mücadele gelişiyor. Bütün ezilenlerin bu mücadelede birleşmesinden ve kazanmasından başka bir seçenek yoktur.

Rantçı soygunculuğa karşı, katliamcılığa ve zulme karşı, her türlü askeri harekata ve işgallere karşı barışçı, demokratik siyasi çözümler için hep birlikte ayağa kalkma zamanıdır.

Yeni yıl eski Türkiye’yi tarihe gömme ve yeni Türkiye’yi yaratma yılı olsun.

Gece ne kadar zifiri karanlık olursa olsun aydınlık gelecektir.

Aç-susuz kalın, uykusuz-tütünsüz kalın ama umutsuz kalmayın.

Yeni yılda eski Türkiye’yi sürdürmek daha da güçleşecektir. Yeni yıla umutla ve mücadele ile giriyoruz.

Çürüyen eski Türkiye değil, özgürleşen halklar kazanacaktır.