İlkesiz pazarlık!

Türkiye sahte bir demokrasi baharı yaşıyor; daha düne kadar bir birinin yüzüne bakmayanlar, başarısız darbe girişiminden sonra ortaya çıkan darbe rantından en büyük payı kapma yarışına girdiler.

İktidarından muhalefetine bütün düzen çevreleri; bir taşla bir kaç kuş vurmak istiyorlar. 

AKP ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başarısız darbe girişimini hem AKP Türkiye’sini inşaa etmek, hem de 17-25 Aralık soruşturmalarından kurtulmanın bir aracına dönüştürmek istiyor. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan istiyor ki; 15 Temmuz öncesi bir türlü yakasını kurtaramadığı yolsuzluk ve rüşvet skandallarının tamamı muhalefetin de yardımıyla Gülen Cemaatinin komplosuna dönüşsün; bundan sonra kimse kendisinden ve ailesinden 17-25 Aralık operasyonları ile ortaya çıkan kirli para trafiğinin hesabını sormasın. 

Hatta bunu bir adım daha ileri götüren Erdoğan; aynı şeyi sadece ülke içindeki çevrelerden değil; uluslararası camiadan da istiyor. 

İtalyan RAI televizyonuna konuşan Erdoğan uzun uzun darbecileri ve OHAL’in gerekçelerini anlattıktan sonra; laf bir anda oğlu Bilal Erdoğan hakkında açılan kara para aklama soruşturmasına geliyor.

“Şu anda İtalya’ya girecek olsa benim oğlumu belki de tutuklayacaklar; “nedir, söyleyin bakalım?” dendiğinde, söyleyebilecekleri hiçbir şey yok!” Benim oğlum parlak bir adam, ama kara para aklamakla suçlanıyor; İtalya bıraksın benim oğlumla uğraşmayı da kendi mafyası ile uğraşsın!” diyerek; İtalya üzerinden hem bütün Avrupa’yı tehdit ediyor hem de bir uzlaşma arıyor.

Tamam darbe girişimi oldu; darbe alçakça bir iş, Gülenciler de Türkiye’nin en alçak adamları!

Buraya kadar hiç bir sorun yok; ama ya sonra?

Darbe teşebbüsü oldu diye; daha öncesinde olan yolsuzluk skandallarını, İran’ın kara parasının aklanmasını; dört bakanın suç üstü olmasını, Rıza Zarrap’ın Amerika’da tutuklanmasını ve daha birçok şeyi, olmamış mı kabul edelim?

Türkiye’de tam da bunun pazarlığı yürüyor!

İlk hamleler Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan geldi; ilk önce HDP Eşbaşkanları hariç, diğer muhalefet liderlerine açtığı davaları geri çektiğini açıkladı; daha sonra bunun kapsamını genişleterek 15 Temmuz’a kadar kendisine yapılmış hakaret davalarını geri çektiğini duyurdu.

Hemen arkasından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da; buna karşılık kendisinin de Cumhurbaşkanı aleyhine açtığı davaları geri çektiğini duyurdu. 

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık; “Ergenekon ve Balyoz davaları nedeniyle askerlerimizin hak kayıpları var; bunların giderilmesi ile ilgili bir çalışma yapıyoruz!” diyerek; Ergenekon ve AKP arasında yürüyen pazarlığın geldiği seviyeyi biraz daha deşifre etmiş oldu!

Buna göre; Türk Ordusundan Ergenekon ve Balyoz gibi davalar nedeniyle ihraç edilenlerin hak kayıpları giderilecek; hatta bir kısmı yeninden Türk Ordusunda istihdam edilecekler. 

Fethullahçılıktan boşalan yerlerin bir kısmının CHP’liler ve Ergenekoncular tarafından doldurulmasına müsaade edilecek; bunun karşılığında da kimse bir daha 17-25 Aralık soruşturmalarından sonra ortaya çıkan yolsuzluk ve rüşvet iddialarını gündeme getirmeyecek!

Bu yolla Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan kendini ve ailesini güvenceye alacak; diğer taraftan da Fethullahçıların boşalttığı yerleri nisbetten Kemalistlerin doldurmasına izin verilecek!

Bu tabi evdeki hesap, şimdilik yürüyor gibi gözüküyor; ancak pazar nasıl çıkar bilinmez! Benzer hesapları AKP ve Gülenciler de yapmışlardı, şimdi bir bilerini öldürüyorlar! İlkesiz, sadece çıkarları esas alan hiç bir hesap bu ülkede artık tutmaz. Ya gerçek bir demokrasimiz olacak; ya da barbalığa devam!