İsviçre hesapları ve açlık sınırı

İsviçre Gündemi

İsviçre’deki HSBC bankasının yasadışı hesaplarında 3.105 Türk’e ait olan toplam 3.5 milyar Dolar’ın kimlere ait olduğu hala açıklanmadı. Sadece bir bankadaki hesapları yansıtan rakamların, diğer İsviçre bankalarındaki gizli hesaplarla yan yana geldiğinde korkunç rakamlara ulaşacağını tahmin etmek hiç de zor değil. 

Bütün uluslararası kara para skandallarında Türkiye’nin önemli bir yer tutması dikkat çekiyor. Türkiye’de büyük bir kara para ekonomisi olduğu artık açık seçik ortada ve bütün dünya Türk ekonomisinin gittikçe kimi ellerde toplandığını biliyor. Dünya uyuşturucu ticaretinin ana geçiş noktası olan Türkiye’nin  bu ticaretten her yıl 4-5 milyar Dolar’lık bir gelir elde ettiğini uluslararası kuruluşlar da açıklıyor. Bu gelirin yanı sıra akaryakıt ve sigara kaçakçılığından da Türk ekonomisine 2-4 milyar Dolar arasında bir para enjekte edildiği belirtiliyor. Bütün bunların dışında asıl rant kamu ihalelerinde elde ediliyor. Kamu ihalelerinin iktidara yakın şirketlere verilmesi ve bu şirketlerin bankalardan sınırsız kredi alması en dikkat çeken olayların başında geliyor. Özetle her alanda elde edilen kara para İsviçre bankalarına aktarılıyor ve bir şekilde yeniden Türkiye’ye dönüp, ihalelerde aklanıyor. 

Dünyada kara para ve yolsuzluğu yakından takip eden oluşumlardan birisi olan "knowyourcountry" KYC adlı kuruluş  tarafından hazırlanan listeye göre, Türkiye kara para liginde 219 ülke arasında 78. sırada kendine yer buluyor. Türkiye ise ‘kara para cenneti’ olarak kabul edilen Jersey Adaları, Hong Kong, Cayman Adaları, Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Liechtenstein, Virjin Adaları, Yunanistan ve Güney Afrika’nın bile altında. 

Uluslararası kuruluşlar Türkiye’nin sözde yasal düzenlemelerle sadece imajını düzeltmeye çalıştığını ama asıl olarak Türkiye’nin soruşturmalara yönelik gücü, kurumlar arası işbirliği, kolluk kapasitesi, gözetim ve daha ileri noktalara erişimi gibi konuların hayata geçirilemediğini ve kara paranın gücünü koruduğunu da belirtiyorlar. 

Yolsuzluğa karşı uluslararası duyarlılığı artırmaya yönelik çalışmalar yapan Global Financial Integrity’nin (Küresel Finansal Dürüstlük Örgütü -GFI) tarafından yayımlanan son "Gelişen Ülkelerden Yasa Dışı Sermaye Akımları" raporuna göre de Türkiye kara para aklama konusunda pek çok dünya ülkesini geride bıraktı. 10 yıllık süreçte Türkiye’den 35 milyar 601 milyon Dolar yasa dışı yollarla yurtdışına çıkarılarak aklandı. Aklanan kara para miktarı da yıllık ortalama 3 milyar 560 milyon Dolar’a ulaştı. Bu rakamla Türkiye kara para aklamada 145 ülke arasında 26. sırada yer aldı. Türkiye’de faturalandırılmayan ticaret ise 2003-2012 arasında 107 milyar 919 milyon Dolar’a ulaştı. Yüksek faturalandırılan ithalat 35 milyar 373 milyon Dolar, yüksek faturalandırılan ihracat ise 72 milyar 546 milyon Dolar oldu. Buna göre yasadışı yollarla yurtiçine 72 milyar 546 milyon Dolar girerken, yurtdışına 35 milyar 373 milyon Dolar çıktı. Türkiye’den yasa dışı yollarla sıcak para çıkışı ise 10 yılda toplam 228 milyon Dolar oldu. Yıllık ortalama 23 milyon Dolar Türkiye’den çıktı. 

Bütün bu raporlara bakıldığında iktidar ve ona yakın isimlerin İsviçre bankalarındaki "hesaplar uydurma ve manipülasyon" demeleri ise halkı kandırmaktan başka bir işe yaramıyor.

Özetle gökdelenlerin, sarayların yükseldiği bir ülkede, 46 milyon kişi açlık sınırının altında yaşıyorsa, İsviçre bankalarındaki hesapların inkarı imkansız hale gelmiş demektir.