Yurtdışında seçimler

7 Haziran 2015 tarihinde yapılacak olan Milletvekili Genel Seçimi’ne, HDP parti olarak katılacak. Bölgede ve dünyada çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Kürdistan’ın dört parçasında da, her gün kan akıyor ve cenazeler kaldırılıyor. Kürdistan halkının ve bölge halklarının özgür geleceğine karşı kanlı komplolar yapılıyor. Mücadele her cephede kan ve ateş içinde yürüyor. Her cephede de başarılı olmak gerekiyor. Bu şartlarda yapılacak olan 2015 seçimleri önem kazanıyor. Geçmişteki 1950, 1965, 1973 ve 1983 seçimleri gibi 2015 seçimleri de tarihe geçen önemdeki seçimlerden birisi olacak.
AKP iktidarı kendi meşruiyetini seçimlere ve sandıklara dayandırıyor. Demokrasiyi sandıktan ibaret zannediyor. Halkın sokağa çıkmasını bile suç sayan yeni "İç Güvenlik Paketi"yle terör estirmek istiyor. Bu dikta yönelimine karşı 2015 seçimlerinde dur demek gerekiyor. AKP’nin demagoji ve hileyle, meşruiyetinin tek dayanağı haline getirdiği sandığı da elinden almak gerekiyor.
12 Eylül faşist Evren diktası ezilenlerin sesini kesmek için yüzde 10 barajını getirdi. Hiçbir demokraside olmayan bir barajla ezilenlerin sesi bastırılmak istendi. Demokrasilerde seçimler halkın tercihlerini ortaya koyması için yapılır. Oysa Türkiye’de halkın seçtikleri değil, seçmedikleri meclislere gidiyor. Halkın oyları yüzde 10 barajını aşmadığı gerekçesiyle iptal ediliyor. Milyonlarca oy çöpe giderken bir AKP’li aday 10-15 bin oyla seçilmiş sayılıyor. Halk HDP’ye oy veriyor ama sandıktan AKP’li çıkıyor. Seçim sandıkları Zati Sungur’un hokkabaz torbasına dönüyor. AKP, kendi diktasını sürdürmek için demokrasi adına yapılan bu rezilliği hala sürdürüyor. Faşist Evren yüzde 10 barajıyla istikrarı sağlayacağını iddia ediyordu. Ama o günden beri siyasi istikrar kalmadı. Yasal siyaset yolu kapatılınca Kürtlerin önemli bir bölümü silaha sarıldı, dağlara çıktı. Kırk sene sonra şimdi dağlarla diyalog kurmaya-görüşmeye çalışıyoruz.
Demokrasi adına demokrasiye yüzde 10 prangası vurulursa orada demokrasi olamaz, dikta olur. Yıkılma korkusu içindeki diktatörlüklerde de istikrar olmaz. Türkiye siyasetinde istikrar isteniyorsa yüzde 10 barajı derhal kaldırılmalı ve 2015 seçimleri barajsız yapılmalıdır. Zaten yüzde 10 barajı kendisi istikrarsızlık kaynağıdır. yüzde 10 barajı iki ucu da pis bir değneğe dönmüştür. Şimdiden HDP barajı aşamazsa ne olacak diye felaket senaryosu yazanlar, bu barajın kaldırılması için çaba göstermelidir. AKP diktası hala utanç verici yüzde 10 barajında direniyorsa bu barajların yıkılması için her şey yapılmalıdır. AKP diktası sığındığı yüzde 10 mağaralarından da sökülüp atılmalıdır. Bunun için de bütün sol-demokrat güçlerin, tüm ezilenlerin HDP etrafında bütünleşmeleri şarttır. Çünkü HDP, tüm ezilenlerin birliği ve özgürlüğü için mücadele ediyor. Sadece AKP’ye değil, sisteme de alternatif bir çözüm öneriyor.
10 Ağustos 2014 tarihindeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra, bu genel seçimlerde ilk defa yurtdışındaki seçmenler de oy kullanacak. 3 milyonu aşan ve toplam oyun yüzde 6’sına yakın olan yurtdışı oylarının seçimlerde etkisi de önemli olacak. Bu oylar barajın aşılmasında da büyük rol oynayabilir.
Politik gündemin hızlı ve ağır olmasından ötürü geç bile kalındı. Artık vakit kaybetmeden bütün demokrasi güçleri 2015 seçimleri için atağa geçmelidir. ABDEM başta olmak üzere Avrupa’daki bütün sol, demokrat, özgürlükçü güçler, Alevi örgütleri ve diğer ezilenlerin demokratik örgütleri birlikte çalışmalıdır.
Sadece TV konuşmaları, mitingler ve afiş-bildiri ile oy kazanılamaz, oy oranı artmaz. Bir oy daha fazla kazanmak için her alanda, her türlü çaba-çalışma gösterilmelidir. Seçmen listelerinin kontrolü ve seçim günü herkesin oy kullanmasının sağlanması için şimdiden ev ev çalışmak gerekiyor. Bu da yetmez, vatandaşın verdiği oyları çaldırmamak ve sahip çıkmak gerekiyor. Bu da her sandığa en az bir üye-müşahit görevlendirmek, sandıkların ve sayımların güvenliğini sağlamak gerekiyor. Bilelim ki, son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sandıkların çoğunda Selahattin Demirtaş adına bir müşahit bile yoktu.
Bütün demokratik kurumlar en yukarıdan en aşağıya her kademelerinde bir seçim örgütlenmesi oluşturup çalışmalıdır. Yurtdışındaki HDP temsilcileri de bu potansiyele sahip çıkmalı ve doğru yönlendirmelidir. Topyekün bir çalışmayla başarı bizim olacaktır.