Zafer

Geçtiğimiz hafta Trump’ın eski danışmanı Roger Stone’nun itirafçılık sinyali verdiğinden bahsetmiştim. Bu gerçekleşmedi. Yargı önünde Stone suçlamaları reddetti. Bunda muhtemelen Trump’ın Stone’a dönük “babacan” açıklamaları etkili oldu.

Fakat başka bir cephede Afganistan’dan ve Suriye’den asker çekme meselesinde geleneksel siyasetin temsilcileri tarafından Senato’da aleyhte karar çıkartılarak Trump’ın burnu sürtüldü. Bu konuda ses tonu bir hayli düşerken, “Zorunda kalırsak geri geliriz. Çok hızlı uçaklarımız, çok iyi kargo uçaklarımız var. Çok hızlı gelebiliriz” düzeyinde yanıtlarla epey şaşkın olduğunu sergiledi. İş belki burada kalsa iyiydi onun için, çünkü aklınca “İran’ı Irak topraklarından kontrol ederiz” diyordu. Fakat Irak Cumhurbaşkanı Berham Salih Bağdat’tan bu konuda izin alınmadığını söylerken “Irak’a kendi sorunlarınızı yüklemeyin. Amerika önemli bir güç ancak burada kendi politik önceliklerini gözetmesin, burada biz yaşıyoruz” dedi. Trump bu koşullarda İran’ı çevreleme ve İsrail’i koruma politikasını sürdürmek için yeni manevralara kuşkusuz girişecektir. En yakın ihtimal Kuzey Suriye’deki askeri varlığının süresini uzatması olur.

Trump’ın özellikle “Rusya soruşturması” nedeniyle daha fazla sıkışacağı bir döneme giriyoruz. Bu nedenle Trump Meksika duvarı meselesini bahane edip, kamuoyunu yeniden kızıştırıp, hükümetin tekrar kısmen kapatılması fikrini daha fazla dile getirmeye başladı. Buradan elde etmek istediği şey Kongre’nin devre dışı bırakılarak bütün iktidarın Trump’ın elinde toplanmasının hedeflenmesi. Acil durumda Trump orduyu da kendi istekleri doğrultusunda yönlendirme hakkına sahip olacak.

Ulusal acil durum ilan etmek kolay değil. Bu konuda birçok yasal engelin olduğu dile getiriliyor. İşte bu engellerin aşılabilmesi için Trump’a acil bir “zafer” lazım. Venezuela’da zorlanan iktidar değişikliği bir yönüyle bunun arayışı. Olası “zafer” durumunda epeyce apolitik olan ABD kamuoyunu yönlendirmek kolay olacağı gibi Venezuela meselesinde ciddiye alınır bir muhalefet yapmayan “Demokratlar”ın da çenesini kapamak zor olmayacaktır.

Venezuela’da kolay bir zaferin gerçekleşme olasılığı ise her türlü hazırlığa rağmen zor. ABD bir taraftan Maduro yönetimi ve askerler içinde satın alma uğraşlarını sürdürürken, olası savaşın lojistiğini Kolombiya üzerinden kuruyor. Son bir haftadır Kolombiya’ya asker ve malzeme sevkiyatı yapılıyor. Kolombiya kamuoyu savaşa hazırlanırken “öldüren barış”a dönüşen sürecin de katkısıyla yasal siyaset yapan sol adeta rehine pozisyonunda, savaşa karşı çıkmaları halinde öldürülmekle tehdit ediliyorlar. Olası savaşta öncelik paramiliterlerin kullanılmasında ve bu yönde hazırlıklar yapıldığı gözlemleniyor. Ayrıca sınır bölgelerinde sivillerin silahlanabilmesi için yasal düzenleme yapılması doğrultusunda oligarşinin savaşçı kesimleri tarafından hükümete baskı var.

Savaş umarım gerçekleşmez fakat Maduro’nun geç kalmış da olsa “parlamento seçimlerini yenileyelim” teklifinin ve bölge ülkelerinin ara buluculuk önerilerinin ABD ve kuklaları tarafından kulak ardı edilmiş olması “askeri çözüm”ün ABD açısından yegane yol olarak görüldüğüne işaret ediyor. ABD hızlı bir “çözüm” bulamadığı koşullarda Venezuela’nın Suriyelileştirilmesini zorlayacak, karşı taraf da uzun bir süredir buna hazır ve bekliyor.

ABD’nin bu tercihinin arkasında sürmekte olan yeniden paylaşım savaşından “zafer”le çıkabilmek için hala güçlü olduğunu ve emperyalist hiyerarşi içindeki birincilik pozisyonunu gösterme ihtiyacı yatıyor. Asıl rakipleri Çin ve Rusya’ya da kendince bir ders vermiş olacak. Fakat gerçek bir ders ancak Nikaragua’da da bir iktidar değişikliği arkasından Çin ve Rusya’nın “kanal projesi” engellenirse gerçekleşir.

Kısa bir not: Başta Almanya olmak üzere AB ülkelerinin bir kısmı Venezuela konusunda ABD politikalarını onaylar tavırları ve ABD’nin Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler (INF) anlaşmasını bozma kararı konusunda gösterdikleri etkisiz tutumlarıyla; “AB’nin ABD gölgesinden çıkma” siyasetini de unutmaları gerektiğini belgelediler. Bunun yakın vadede anlamı neo-faşist akımlara koltukları kaptırmamak için onların politikalarına sahip çıkmak olacak maalesef.