Zîlan hakikati: Büyük düşünmek ve büyük yaşamak

İnsanlık tarihini özgürlük temelinde yeniden kaleme almayı başaran kadınlar, insan ve kadın olmanın onurunu yükseltmişlerdir. Bu öncülerden biri de Zeynep Kınacı (Zîlan) oldu. Kadınlar tarihsel 30 Haziran çıkışını yaratan Zeynep Kınacı’yı dün andılar.

Zeynep Kınacı, 30 Haziran 1996 tarihinde Dersim’de fedai eylemi yaparak, Kürt halkının ve kadınlarının tarihsel mücadele sürecine önemli bir ivme kazandırmakla birlikte, yepyeni bir devrim aşamasını da başlatmıştır. Zeynep Kınacı hakikatini sadece yaptığı eylemle anlamaya çalışmak yeterli olmayacaktır. Sömürgeciliğine vurulan büyük bir darbe olmak kadar, halk ve kadın gerçekliği açısından da kadın özgürlük ideolojisi temelinde yaşamı yeniden tanımlamanın adı olmak Zîlan kişiliğinde başarılmıştır. Bu öncü kadın kişiliğini, onun ortaya koyduğu ideolojik-siyasal-toplumsal düşünce çerçevesini Kürdistan’daki her kadın ve her erkeğin doğru anlaması, iyi dillendirmesi ve güzel eyleme dökmesi gerektiği açıktır.

Sömürgeci sistemler sömürdükleri, bastırdıkları toplumsal yapıların kendi belirledikleri sınırlar içinde kalmasını isterler. ‘Belirlenen olmak’ sömürülenlerin adeta karakteri olmalıdır onlara göre. Kendisi olamayan, yaşama dair her değerle bağları koparılmış bu kesimler sadece ve sadece egemenlerine bağlı-bağımlı olmak zorunda bırakılırlar. ‘Egemeni olmadan yaşayamazlar, düşünemezler, adım atamazlar’ algısı düşünsel köleleştirmenin temeline oturtulmuştur. ‘Küçük düşünme, küçük amaçlara sahip olma, küçük hesaplarla, küçük kaygılarda boğulma’ köleleştirilenlerden beklenen duruş olmaktadır. Zîlan gerçekliği, egemenlerin dayattığı bu ‘küçüklüğe’ vurulan bir darbe olmaktadır.

Bugün aşılma sürecini yaşadığımız kadın kölelik tarihini aydınlatan, bizlere kendi gerçeğimizi fedailik çıkışıyla çok çarpıcı bir şekilde gösteren Zîlan duruşu ve eylemi, büyük düşünmeye, büyük anlamlı yaşam arayışına, büyük eylemsel duruşa cesaret edişi ifade etmektedir. Zîlan hevalin ‘Anlamlı bir yaşamın sahibi olmak istiyorum’ sözü başlı başına bizlerin derinliğine tartışmamız, anlamamız, hissederek sonuçlar çıkarmamız gereken bir belirleme olmaktadır. Nedir yaşam? Şimdiye kadar nasıl yaşadık? Yaşam diye bizlere sunulanlar neydi? Yaşamın anlamı ne olmalıdır? Anlamlı yaşamın sahibi olmak nasıl başarılabilir? Yaşama anlam katan şeyler nelerdir? Kadın ve erkek için anlamlı yaşam nedir? Ve daha binlerce soru sorulabilir…

Bu sorular kadın özgürlük arayışı mücadelesinin en temel ideolojik-siyasal-felsefi soruları olmaktadır. Kürdistan Özgür Kadın Hareketi açısından Zîlan’ın tarihi çıkışı ile birlikte bu ve benzeri sorulara cevap arayışı daha da kökleşmiş ve hızlanmıştır. Kürt kadınları Zîlan gerçekliğini anlamlandırırken; ‘Küçük değil, büyük düşünün, büyük yaşayın, büyük başarın ve kazanın emridir Zîlan’ demişlerdir. Zîlan heval yaşamın anlamını bizlere öğretirken başardığı en önemli boyut ‘Olmaz teorisini, orta yolculuğu’ yerle bir etmesidir. Devrimsel süreçlerde mücadele koşulları ne kadar zorlu, imkanlar ne kadar az ve süreçler ne kadar sancılı olursa olsun ‘imkansız’ diye bir şeyin olmayacağını bizlere göstermiştir. Zîlan heval, imkansız denilenin başarılmasıdır. Özgürlük hedefinde net olanın koşullar ne olursa olsun, iyi düşündüğü, iyi örgütlendiği, iyi planlamalar yaptığı, her ihtimali hesapladığı, iradesini güçlü tuttuğu müddetçe yaşamın düşmanları karşısında büyük adımlar atabileceğini kanıtlamıştır. Bir bireyin, kendini bu temelde güçlendirdiğinde tarihi değiştirebileceğini bir kez daha göstermiştir.

İnsan; evrensel döngü içinde kendini evrenin, yaşamın en anlamlı ifadesi olmaktadır. Evren, kendini insanda tekrar etmektedir. Evrendeki tüm enerjiler özgürlük temelinde hareket ederler. Özgürlük aklı, ruhu, enerjisi; maddeye ve maneviyata hareket etme, birbirini bulma, tamamlama, birbirinde sürekliliği yaratma, değişerek dönüşerek ölümsüzlüğü yakalama gücü verir. Sömürgeci akıl, iktidarcı akıl bu döngüyü bozar. Yaşamın bir anlamı da, özgürlük temelinde evrensel akıl ve ruhla bütünleşmektir. İktidarcı sistem, yaşamın anlamını o kadar donuklaştırır ki, insan varoluşunun anlamını yitirir. Varoluşun amacı sanki sadece yemek-içmek, cinsellik, mülkiyetçi oburluk, iktidar peşinde koşmak, birilerini ezmek olarak sunulur. Yaşamın anlamı en temelde kadının köleleştirilmesiyle parçalanır. Kadın, yaşamdan, kendinden, evrensel döngüden, doğadan ve toplumdan koparılarak insanın özgür yaşam anlamı parçalanır. Kadın tüm iktidarcı, mülkiyetçi ilişkilerin merkezine alınır. İşte Zîlan hevalin kişiliği, sorgulama düzeyi bu noktalarda derinleşir. Kadınların kaybettiği yerde insanlığın, Kürt halkının büyük kaybettiğini görür. O yüzden büyük düşünür, büyük kazanır.

Kadın büyük düşünüp, büyük cesaret edip, büyük adımlar atarsa yaşam kazanılacaktır. Zîlan hevalin bizlere öğrettiği en önemli şeylerden biri bu olmaktadır: “Anlamlı bir yaşamı inşa edin. Küçük taşlardan küçük sığınaklar yapmayın… Büyük yaşam alanlarını yaratın ve özgür yaşamı büyük mücadele aşkıyla inşa edin.”