Zılgıtı ve direnmeyi severdi

Yaşamı mücadele ile geçen Barış Annesi Nure Tekin’i anlatan kızı, “Annem hayatında en çok zılgıt çekmeyi ve direnmeyi severdi. Her zaman en önde yürürdü” dedi.

Barış Annesi Nure Tekin (64) Mêrdîn’in Nisêbîn ilçesinde 1 Haziran günü yaşamını yitirdi. Uzun yıllar Nisêbîn Barış Anneleri Meclisi’nde yer alan 7 çocuk annesi Tekin’in 90’lı yıllardan bu yana yaşamı gözaltı ve baskılarla geçti.

Barış Anneleri ile birlikte uzun yıllar mücadele veren Tekin’in  bu süre zarfında defalarda evi basıldı. Birçok kez tutuklanan oğlu nedeniyle ömrünün yarısı cezaevi kapısında geçti. 2014 yılında Barış Anneleri ile birlikte Kobanê’ye giderek aylarca canlı kalkan eylemlerine katıldı. Bir yıl aradan sonra ilçede mezarlığın yıkıldığı Bagok Dağı’nda günlerce nöbet tuttu. 2015-2016 yılları arasında ilçede çıkan çatışmalar ile birlikte ilan edilen sokağa çıkma yasaklarında eşi ile beraber 50 gün evinde kaldı. Bu esnada sağlık sorunları baş göstermesi nedeniyle ilçeden çıkmak zorunda kalan Tekin’e gittiği hastanede pankreas kanseri teşhisi kondu.

Doktorların “üç ay yaşayabilir” dediği Nure Tekin, hastalığa 5 yıl  direndi. Hastalığının ilerlemesinin ardından 1 Haziran günü kaldırıldığı Kızıltepe Devlet Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.

Bir gün bile evde kalmadı

“En çok direnmeyi severdi” diyen Xemgin Tekin, kelimelere sığdıramasa da annesini anlatmaya çalıştı. Annesinin her gün alanlarda kadınlarla birlikte olduğunu dile getiren Xemgin, “Hayatının her alanında direnen ve direnmeyi seven bir kadındı. Sadece Kürtçe konuşur ve kendi dilinin peşinden giderdi. Zulme karşı her zaman mücadele etti. Ben daha küçük yaşlardayken  her daim yürüyüşlere gidiyordu. Beni pek yanında götürmezdi. Her geldiğinde bir şeyler yapmış olmanın mutluluğunu yüzünde görebiliyordum. Gençlik çalışmalarında bulunan kardeşim defalarca gözaltına alındı, darp edildi. O yıllarca cezaevi kapısında bekledi. Kobanê’de savaşta canlı kalkan eylemlerinde yer aldı yine Bagok Dağı’nda Barış Anneleri ile birlikte günlerce nöbet tuttu. Oralara gidip geldiğinde yaşadıklarını bize anlatıyordu. Anneler ve kadınlar adına bir şey yapmak onu mutlu ediyordu” dedi.

‘Direnmeyi seviyordu’

 Annesinin eylemlerde en çok zılgıt çekmeyi sevdiğini söyleyen Xemgin, 5 yıl boyunca hastalığa direndiği gibi 90’lı yıllardan bu yana da var olan baskılara direndiğini dile getirdi. Xemgin, “Bir açıklama olduğunda insanlar ona ‘bir tek sen zılgıt çek, sesin herkese gidiyor’ diyorlardı. Sesi çok gürdü. En çok zılgıt çekmeyi severdi. Çok ağır zamanlar da gördü ama hiçbir zaman yılmadı. Direnmeyi çok seviyordu. Ben onun yanında büyüdüm, hastalığı ortaya çıkana kadar bir gün bile evde kalmıyordu. Eylemlerden sonra eve geldiğinde çok mutlu oluyordu. Ben annemin yürüyüş ve eylem hikayeleriyle büyüdüm” diye konuştu.

Amacın bilincindeydi

 Annesi eylemlerdeyken hastalığı nedeniyle endişe duyduklarını söyleyen Xemgin, “Biz onun için korkuyorduk ama kendisi hiçbir şeyden korkmuyordu. Her zaman en önde yürürdü. Hiç bir şeyden korkmazdı. Nasıl bir amaç uğruna bunları yaptığını biliyordu. Davasını da davasını seven insanları da çok seviyordu. Hasta olduktan sonra hastalığa da yıllarca direndi. Onu anlatacak kelime bile bulamıyorum. O yaşamını yitirdi belki ama onun fikirleri hep yaşayacak. Hep bizimle olacak” dedi.

JINNEWS/MÊRDÎN