Zînî Wertê’ye yürüyüş ve bir fotoğraf!-Armanç DİCLE

Uzun yıllar Bakurê Kurdistan ve “Türkiye’de Hakikatin İzinde, Gerçekler Asla Karanlıkta Kalmayacak” sloganlarıyla kendimce bir koşuşturma süreci yaşadım. Her seferinde yapılan saldırlarda halkın yanında yer aldım. Her seferinde saldırganların saldırı anlarını kaydetmeye çalıştım. Birçok defa içim parçalanırçasına, bazen de kafam kırıldığı anlarda kayıttan çıkmamayı yeğledim. Kayıttan çıktıktan sonra bir eylemci edası ile eylem yerini herşeyimle terketmek zorunda kaldım.

Şimdilerde ise Başurê Kurdistan’da KDP, işgalci Türk devleti ile birlikte Kürdistan Özgürlük Hareketini tasfiye etme amacıyla Zînî Estêrokan’da (Wertê) bir ihanet içerisinde. KDP özel güçlerini ve MİT üyelerini peşmerge kıyafetleriyle Zinî Estêrokan’a işgalci Türk devleti savaş ve keşif uçaklarıyla getiriyor. Buna karşı KDP güçleriyle görüşmeye giden 3 Kürdistan Özgürlük Gerillası haince işgalci Türk savaş uçaklarının saldırısıyla şehit düştü.

Bu olay bütün Kürdistan’da büyük tepkilere yerini bıraktı. Her kesimden başta Kürt halkı, aydın, yazar, sanatçı, siyasetçi, eski peşmerge, inanç temsilcileri, genç, kadın, gazeteci vs. Herkes tepki gösterip KDP’nin bölgedeki provokasyonuna son verme çağrısında bulundu. Bu kapsamda Başurê Kurdistan’da değişik tarz eylemler yapıldı.

Son olarak ise Başurê Kurdistan Gençlik İnsiyatifi adıyla gençler bir açıklama ile KDP’nin provokasyonunu sonlandırması için Zînî Estêrokan’a uzun yürüyüş başlatacaklarını duyurdu. Elbette Kürdistan’da hele ki Başurê Kurdistan’da bu durum biraz çarpıcıydı. Zira Başurê Kurdistan’da bulunan KDP ve YNK herşeyi para ile etkisiz ve amaçsız bırakmış durumda. Gençlerin irade gösterip uzun yürüyüş başlatması ilgi ve dikkat çekti.

Gençlik İnsiyatifi, Korona gerekçe gösterilmesin diye ve YNK asayişinin engellenmesine karşı örgütlü bir duruş sergileyerek sembolik olarak 42 genç tarafından başlatılacak uzun yürüşçüyü önceden bölgeye götürdü. Yürüyüş 16 Mayıs’ta saat 10.00’da 42 genç tarafından yapılan çağrı açıklaması ile başladı.

Gençler, sosyalist, işçi marşları, komünist şarkılarla iki saat boyunca uzun yürüyüşlerini sürdürdü. Bu iki saatlık yürüyüşte olumsuz bir durum yaşanmadı. Olumsuzluk; uzun yürüyüş sürerken, sürekli olarak yürüyüşün sürdüğü bölgeye arabalarla asayiş ve polislerin taşınması idi. Bu da gençler tarafından beklenen bir durum idi. Onlar geçerken gençler marşlarını daha sesli söylemeleri dikkatleri çekiyordu.

Yürüyüş Serkepkan kasabasına varmadan yüzlerce YNK asayiş ve polisi tarafından Raperin bölgesi Cezaevi önünde bekletildi. Yürüyüşte 42 gencin yanı sıra birçok basın çalışanı vardı. 42 gence karşı yüzlerce asayiş ve polisin ağır silah ve ferdi silahlar ile bölgeye getirilmesi ilginç bir durumun ifadesi idi. Yürüyüşte gençler sürekli olarak kendi aralarında tartışıyordu. Tartışmalarda, “Acaba asayiş ve polis neden bizi engelleyecek?”, “Bizi engellerlerse ne bahane gösterecek?”, “Neden engellesinler?” Gibi sorular çoğunluktaydı.

Asayiş ve polis dışında çevik kuvvette bölgede konuşlandırılmıştı. İşgalci Türk devletinden edindiğimiz tecrübe ile anlıyoruz ki yürüyüşte ısrar edilirse saldırı ve gözaltı olacak.

Uzun yürüyüşün önü kesildi. Gençler içlerinden temsilci seçerek kolluk kuvvetiyle görüşmeler yaptı. Görüşmelerde Zînî Estêrokan’da işgalci Türk devletinin KDP ile bölgede olduğu ve yürüyüşün oraya devam etmesi durumda Zînî Estêrokan’a yakın bir bölgede saldırıya uğrayabileceği tehlikesinin olduğu ve bu nedenle bölgeye gidişe izin verilmeyeceği aktarıldı. Bu cevap karşısına gençler oturma eylemine başladı.

Tartışmalar yapıldı. Gençler yürüyüşün devam etmesinden yana tavır belirledi. Temsilciler tekrar görüşmeye yolladı. Daha sert bir dille izin verilmeyeceğini gençlere bildirdiler. Gençler yaklaşık bir saat oturmanın ardından, eylemin bir anlamda Başurê Kurdistan’da bir etki yarattığı ve bir anlam kazandığı sonucuna vararak, bir açıklama ile yürüyüşü sonladırma kararına varıldı. Gençler açıklamada özellikle YNK’nin acaba Zînî Estêrokan provokasyonunda parmağının olup olmadığını sorması çok dikkat çekiciydi. Gençler açıklamanın ardından slogan ve alkış protestolarıyla geri döndü.

Ve bu eylemden bir fotoğraf karesi acaba burası TC mi diye bir soru uyandırdı. Bir fotoğrafa karesi ki hem iç acısını hem de öfkeyi dışarıya seriveriyor.

Fotoğraf karesinin bir köşesinde bir genç zafer işareti ve artık yeter yazılı bir beyaz tişört giymiş az da morali bozuk dağları arkasına alarak köşede duran çocuktan habersizce, korkusuzca, neden yürümesi engellendiği anlamsızlığıyla basına karşı dik duruyor. Genç 42 yürüyüşçüden biri. Adı Karmend. Zînî Estêrokan’da var olan provokasyonun işgalci Türk devletinin bir planı olduğu ve KDP’nin ihanet ile o planın bir parçası olduğunu savunuyor. YNK’nin engellemesinin bir anlamı olduğunu savunuyor. Bu plandan haberi olduğu. Karmend habersizce dik bir şekilde engellenişini karelendiğinden habersizce duruyor. Bu kare TC’yi andırmıyor değil.

Fotoğraf’ın diğer köşesinde asayiş ve polise bakan yürüyüşün destekçilerinden 3,5 yaşındaki Rako duruyor. Onun da Karmend’den haberi yok. Onun hatta engellendiğinde de. Annesiyle gençlere destek için o da yürüdü. O da engellendi.